Sayı 4: Kasım – Aralık 2011

Güncel

Dünya

  • Ortadoğu Devrimleri Sürerken [Doğan Tarkan]
  • Avrupa İşçi Sınıfı Ayakta [Özdeş Özbay]
  • Occupy Wall Street [Ömer Madra]
  • Arzuladığınız Şeyi Gerçekten İstemekten Korkmayın [Slavoj Žižek]  Devamını okuyun »
 

Roni Margulies

PKK bu yaz saldırılarını yoğunlaştırdı. Her iki taraftan çok sayıda ölü verildi.

Savaşın sertleşmesiyle birlikte, Kürt illerinde değil, ama Batı’da hükümet önemli bir propaganda zaferi kazandı. Niye savaş yaşandığı sorusuna Başbakan’ın ve resmî ve gayrıresmî sözcülerinin verdiği cevap kamuoyunda neredeyse eksiksiz bir kabul gördü.

Sorunun cevabı tartışılmıyor bile artık.

Kabul gören cevap, ana hatlarıyla, şu:

Seçimlerden sonra barış olacaktı, hükümet buna hazırdı, fakat PKK barışı baltaladı. PKK şiddete başvurmadan duramıyor. Zaman müzakere zamanı değil, terörün belini kırma zamanı. Bunların dertleri belli, terörden vazgeçmezler, hükümet her şeye tamam dese bile bir mazeret uydurup devam ederler. Teröristle müzakere yapılmaz. Barış, barış isteyenle yapılır, PKK ise barış istemiyor. Önce savaşmak, PKK’yi imha etmek gerek, barış sonra gelir. Devamını okuyun »

 

Abdulhamit Kırmızı

Dünü yeniden kuran ve kurgulayan bugündeliktir. Çünkü tarih asla tam olarak yakalanamayacak olan geçmişin kendisi değil, bugünden bakarak yorumladığımız bir geçmiştir. O yüzden mazi hal ile istikbal arasında yerini alır; dün aslında bugün ile yarın arasında algıladığımız bir zamandır.

Bugüne dair politik tercihlerimiz büyük oranda geçmiş algımız tarafından yönlendiriliyor. Ancak bu geçmiş algımız şişede durduğu gibi durmuyor, farkında olmasak da kendimizle beraber sürekli değişiyor. Şimdinin ihtiyacı dünün bilgisine şekil veriyor. Tarih açık uçlu bir kaynak olduğundan kendimizle ilgili algımız evrildikçe, geçmişle ilgili kavrayışımız da yenileniyor. O halde tarih kişiliğimizin merkezinde yer alan bir inşa eylemidir. Bireysel hafızamız gibi toplumsal hafızamız da değişken ve seçicidir.  Devamını okuyun »

 

Mehveş Bingöllü 

12 Haziran seçimlerinden beri “Yeni Anayasa” tartışmaları ivme kazandı. Meslek kuruluşları, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve çeşitli başka oluşumlar, seçimden önce de Yeni Anayasa’nın nasıl olması gerektiğine dair toplantılar düzenledi, yurttaşlara danıştı, raporlar hazırladı. Bugünlerde ise “Yeni Anayasa nasıl olmalı” konusu kamuoyunda hararetli bir biçimde tartışılır hale geldi. Ayrıca, TBMM çatısı altında Ekim ayı içinde çalışmalarına başlayan bir  “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” oluşturuldu ve Meclis Başkanlığı “Yeni Anayasa” adında bir websitesi kurdu.

Yeni Anayasa’nın nasıl olması gerektiğinin bu denli tartışılıyor olmasının umut verici olduğu söylenmeli. Tartışmaların, yorumların ve raporların çoğunlukla teknik/salt hukukî konulardansa Türkiye toplumunun hakiki sorunlarını ilgilendiriyor olması ise daha da umut verici : “Atatürk milliyetçiliği”, “Türklük”, “laiklik”, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” kavramlarının tartışıldığına ve 1982 Anayasa’sının bu kavramlar çevresindeki maddelerinin değiştirilmesi ve bazılarının toptan kaldırılması gerektiğinin söylendiğine şahit oluyoruz. Silahlı kuvvetlerin rolü, vatandaşlık, eğitim dili, bölgesel yönetimler de en çok üzerinde durulan konular arasında. Devamını okuyun »

 

Elçin Poyraz

Cumhuriyet Halk Partisi, 1938 yılında ressamların Anadolu’nun çeşitli illerinde görevlendirilmelerine dair bir karar yayınlar. Bu karara göre seçilen sanatçılar, her yıl bir süreliğine (1,5 ile 3 ay) partice belirlenmiş çeşitli Anadolu şehirlerinde bulunacak, eskizler yapacak ve daha sonra bu çalışmalarından resim üretecektir. Bu etkinlik kapsamında 1938-1943 yılları arasında toplamda 48 sanatçı, Anadolu’nun 63 şehrine gönderilmiş, 675 resim üretmiştir.

Kendilerinden Anadolu panoraması, Türk köylüsü ve yerel motifler üretmesi beklenen ressamlar, dönüşlerinde resimlerini politikacılar ve sanat eleştirmenlerinden oluşan bir jüriye çıkartıyor, seçilen resimler “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Prisi (Prix)” ile ödüllendiriliyordu.[1] Ödüllerin yanı sıra her yıl Ankara, İstanbul ve Konya devlet sergi evlerinde seçilen resimlerden sergiler düzenleniyordu. Bu gezilerde üretilen 675 resmin büyük çoğunluğu bugün kayıptır. Devamını okuyun »

 

Birkaç yıl önce ‘Kürt açılımı’ ile başlayan süreç barış isteyen herkesi umutlandırdı. ‘Bu sefer olacak galiba’ hissi yaygın bir kanı haline geldi. O günden bugüne bazen toplum, ‘yok, bu sefer de olmayacak’ şüphesi ve korkusu ile, ‘hayır canım, olacak olacak’ umudu ve dileği arasında gitti geldi. KCK tutuklamaları, anadil tartışmaları, seçilmiş Kürt milletvekillerinin meclise alınmaması derken son olarak Hakkari-Çukurca’da yaşanan çatışma hepimizi Selahattin Demirtaş’ın, ‘uçurumun kıyısında değiliz, artık uçurumdan düşüyoruz’ dediği noktaya getirdi. İntikam çığlıkları havada uçuştu. Bir kez daha o meşum ikilemle karşı karşıya kaldık: Savaş mı, barış mı? Bu noktaya nasıl yeniden geldiğimizi ve yeniden bir barış sürecine nasıl girebileceğimizi dünyadaki benzer süreçleri de yakından izleyen Prof. Dr. Mithat Sancar ile konuştuk.  Devamını okuyun »

 

Ferhat Kentel

Deprem bu sefer Türkiye’yi doğudan, Van’dan vurdu. Depremin vurduğu darbeye sermaye, müteahhit, belediye, devlet, siyaset, fen işleri, kontrol, rüşvet, kâr ve “çağdaş Türkiye kapitalizminin” bilumum aktör ve ürününün marifetiyle yeni bir darbe eklendi. Doğal ve yerel kültürel özellikleri asla tanımamaya yemin etmiş “millî kalkınma” hamlelerine eşlik eden, her şeyi aynılaştıran betonun ve milliyetçiliğin işbirliğiyle ortaya çıkan yapılar gene kumdan kaleler gibi yerle bir oldu.

Sonra deprem gene vurdu. Arkasından, “her şey kontrol altında” görüntüsü vermeyi her şeyden daha mutlak görerek, devletin gücünü göstermek peşinde olanların basiretsizliği ikinci deprem darbesine yeni bir darbe daha ekledi. Devamını okuyun »

 
 
 

Hazırlayanlar: Volkan Akyıldırım ve Şenol Karakaş

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha