Sayı: 12: İçindekiler

12

SAYI 12: NİSAN – HAZİRAN 2014

Seçimlerin ardından…

***

  • “Kentsel Dönüşüm ve Okmeydanı” - Korhan Gümüş
  • “#DirenMarul ya da Üç Bostanın Hikayesi” - Cengiz Özdemir
  • “İstanbul’un Fethi – Bir Tahayyülün Anatomisi” - Levent Geçkalan
  • “Gürbüz Türk Çocuğu ve Ulus” - Kathryn Libal
  • “Ukrayna – Papaz Gapon’un Hayaleti” - Oktay Orhun

1964 Dosyası

  • ” Bir zamanlar Rumlar vardı” - Cengiz Aktar
  • ” İstisna mı süreklilik mi” - Elçin Macar
  • ” Kovmakla biter” - Samim Akgönül
  • ” Göç eden kent kimliği” - İlay Örs
  • “Lakis Vingas ile 1964 hakkında söyleşi
  • ” 20 Kilo 20 dolar” - Meltem Oral

***

  • “Türkçü Bir Yahudi: Tekin Alp” - Arife Köse
  • Emvali metruke üzerine Nevzat Onaran ile söyleşi
  • “Leon Z. Surmelian’dan yürek yakan sorular” - Behçet Çelik

Çerkes Dosyası

  • “Kimliğe ait olmak-olamamak” - Kelemet Çiğdem Türk
  • ” Türkiye’de Çerkesler” - Kuban Kural
  • ” Çeçen-İnguşların Sürgün ve Soykırımı” - Burak Öztaş
  • “Soçi’den Dünyaya Yayılan Barış Dalgası” - Zeynep Ansukka
  • ” Rus Oryantalizmi ve Kafkasya Etnografyası” - Irma Kreiten
  • ” Batı Kültüründe Çerkes Güzeli imgesi” - İrvin Schick

***

  • “Sanat Emeği Dergisi” - Turgay Fişekçi
  • “Boynu Bükük Olanlar” - Şeref Özsoy

Read More

Seçimlerin ardından…

Şenol Karakaş

30 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan sonucun siyasî anlamına dair sayısız analiz yapıldı.  Bu analizlerin büyük çoğunluğu seçimlerden bir hafta önce yaşananlara gereken önemi göstermiyor. Seçimlerden bir hafta önce, Diyarbakır’da Newroz kutlamaları gerçekleşti. Hemen sonra, İstanbul’da aynı gün Newroz kutlaması ve AKP mitingi, Ankara’da da Fenerbahçe taraftarlarının Anıtkabir yürüşleri yapıldı. Bir kaç gün içinde yüz binlerce insan çeşitli taleplerini dile getirmek için sokağa çıktı. Bu arada Diyarbakır Newrozu’nda yaşanan bir gelişme ise tümüyle es geçildi. KCK Yürütme Konseyi eşbaşkanı Cemil Bayık, kendi sesiyle, görüntüsü ekrandan yansıtılarak mesaj iletti. (daha&helliip;)

Read More

Aslına rücu eden AKP

Ozan Tekin

Son birkaç yılda, daha belirgin olarak da anayasa referandumundan bu yana yürütülen siyasî tartışmalarda, AKP’nin otoriterleştiğine sık sık vurgu yapılıyor. Bu anlatıya göre, iktidarının erken dönemlerinde reformlara imza atan bu parti, son dönemde bunun tam tersi yönde adımlar atıyor, baskıcı uygulamaların dozunu arttırıyor. (daha&helliip;)

Read More

Seçimler ve Ekonomi

Ümit İzmen

Yerel seçimlerinin ortaya koyduğu ilginç noktalardan biri de sandık sonuçlarının iktidardan muhalefete, sokaktaki vatandaştan en keskin siyasî örgütlere kadar herkes için önem taşımasıydı. Herkesin kendince yaptığı seçim analizleri bazen pek de nesnel olmayabiliyor. Hele siyasî partilerden gelen analizler doğal olarak kendini temize çıkartma üstüne kurulu oluyor. Fakat önümüzdeki kısa süre içinde bizi bekleyen iki önemli seçim daha olduğunu unutmamak lazım. 30 Mart seçimlerinin sağlıklı analizini yapmak, halka rağmen politika yapmamanın birinci koşulu. Bunca olumsuz koşula rağmen AKP’nin niye bu kadar çok oy aldığını anlamaya çalışmadan politika üzerine söz söylemek olsa olsa züppelik olur. (daha&helliip;)

Read More

Halkın toplumsal belleği ve sol

Roni Margulies

 Seçimlerin en tartışmasız sonucu şu: Karşısındaki muhalefet partileri CHP ile MHP olduğu sürece AK Parti’nin yenilmesi mümkün değil. Mevcut siyasî ve/veya ekonomik koşullarda ciddi bir değişiklik, bir altüst oluş gerçekleşmedikçe, bu üç partinin seçim yarışmasından AK Parti’nin zaferle çıkması kaçınılmaz.

(daha&helliip;)

Read More

Türkiye’de Solculuğun Trajedisi

Besim F. Dellaloğlu

Eğri oturup doğru konuşalım. Bu ülkede ciddi, derinlikli, kapsamlı bir modernlik eleştirisi pek olmadı. Çünkü bir modernleşme ülkesi olan Türkiye için modernlik Batı’dan gelen ve bizim mevcut halimizden her koşulda daha iyi olan bir şeydi. Bu nedenle de modernlikle aramıza kendilik bilincimizin tezahürü olabilecek eleştirel filtreler koyamadık. Çünkü vaktimiz yoktu. Çünkü işlerimiz hep çok acildi. Kurtarılmayı bekleyen bir vatan, millet, halk oralarda bir yerlerde hep bizi bekliyordu. (daha&helliip;)

Read More

Çözüm süreci ilerlemelidir

Barış ve çözüm süreci bir süredir Gezi Parkı direnişinin gölgesinde kaldı. Kimse barıştan ve çözümden bahsetmez oldu. Ama süreç buna rağmen ilerledi.

Sürecin bu aşamasında PKK savaşçılarını sınır dışına çekeceğini söylemişti ve sistemli bir şekilde bunu gerçekleştiriyor. Şimdiye kadar ciddiye alınabilecek hiçbir olay olmadı, hiç kimse ölmedi. Gerillalar “geldikleri gibi gidiyorlar.” Çekilmenin bu şekilde devam edeceği belli. Şimdi artık top hükümette. Adım atması ve karşılık vermesi, süreci daha ileri doğru geliştirmesi gerekiyor.

Hükümet hangi adımı atmalı? Cevap açık: demokratikleşme, normalleşme! Hapishanelerde hâlâ çok sayıda KCK tutuklusu var. Ve bu tutukluların çoğu, haklarında istenen cezadan daha uzun süredir tutuklu durumda. Bir kısmı hasta. Şimdiye kadar en azından bu durumda olanlar serbest bırakılmalıydı ve ardından da aslında her biri birer rehine olan bu tutukluların hepsi serbest bırakılmalı. (daha&helliip;)

Read More

Korku duvarını aşan bir hareket

Şenol Karakaş                       

Gezi Parkı’nda 27 Mayıs günü ağaçların sökülmesi girişimine karşı 10 kişilik bir grup oturma eylemine başladı. Eylem bir hafta içinde 70’i aşkın ilde 400’den fazla noktada yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı gösterilere dönüştü. AK Parti hükümetini tarihinin en önemli siyasî kriziyle karşı karşıya bırakan bir hareket şekillendi.

Neoliberal kibir

Bu hareketin şekillenmesi bir gün içinde olmadı. ‘Neoliberal kibir’ diye tanımlayabileceğimiz bir dizi uygulama, toplumda büyük bir tepkiyi biriktirdi. Tepkinin ilk nedeni, başbakanın üslubu: Dışlayan, %50’lik oy desteğine yaslanarak “dediğim dedikçi” olan, “aşağılayan”, umursamayan, kendisi gibi düşünmeyen insanları böcek yerine koyan eğilimi. Bu eğilim, neoliberal uygulamalarla ve toplumun çeşitli kesimlerinin yaşam biçimlerine müdahale edildiğini düşünmesine neden olan yasakçı tutumlarla el ele gitti. Kürtaj yasağı, çevre katliamı, kentsel dönüşüm, HES’ler, nükleer santral, 3. Köprü, bu köprüye Yavuz Sultan Selim adı verilmesi, sürekli inşaat yapmaya yönelten bir kâr hırsı, Taksim’i yayalaştırma projesi, kamusal alanların özel sermayeye devri, internet yasaklarının gündeme getirilmesi, dindar nesil yetiştirme vurgusu, Beşiktaş İskelesi’nde olduğu gibi onyılların toplu ulaşım alanlarının otellere satılması, alkol düzenlemesi, Çamlıca’ya cami yapılması, ‘ertesi gün hapı’nın kullanımının reçeteye bağlanması, Emek Sineması’nın yıkımı, kömürlü termik santral yapma çılgınlığı… (daha&helliip;)

Read More

Gezi Parkı direnişçileri

Tolga Tüzün

Biber gazından, TOMA’dan, tazyikli sudan, gözaltından, kısaca polis teröründen korkmuyorlar. Gezi Parkı’nda ilk gün direnenler, ertesi gün yanlarına gelen yüzlerce genç, daha sonra sokakları dolduran ve polisi ve onunla beraber devleti Taksim’den kovalayan binler, onbinler korkmadı, korkmuyor. On binler, yüz binler birgün yeter deyip sokağa çıktığında devlet tası tarağı toplayıp gider. Gezi Parkı’nın direnişçileri bize bunu öğretti. Devlet şehrin merkezini on üç gün terkettiğinde, o terkedilen meydandakiler bize başka bir dünyanın mümkün olduğunu; bize öğretilen, izin verilen hayallerden ötede bir yaşam olduğunu  öğretti.

Gezi Parkı’ndaki izinsiz yıkıma tepki veren ilk direnişçilerin yanına eklenen on binlerin hepsinin kendine göre bir sebebi vardı: Kimi hükümetin Reyhanlı bombalamasındaki tavrına,  kimi kürtaj konusundaki müdahalelere, kimi 301’e, kimi YÖK’ün uygulamalarına karşı ses çıkartmaya geldi. Artan kadın cinayetleri,  HES’ler, 4+4+4, Deniz Feneri komedisi, Galataport-Haydarpaşa yolsuzlukları, ÖSYM’nin basiretsizliği, Zeugma’nın sular altında kalması, Uğur Kaymaz’ın katledilmesi, Irak tezkeresi,  KCK davası, internet sansürü, Roboski katliamı, Hrant Dink’in katli ve dava komedisi, Rahip Santoro, Zirve yayınevi katliamları, işçi ölümleri, alkol yasası, vicdani ret, transseksüllere yönelik şiddet ve cinayetler… (daha&helliip;)

Read More

Gezi’den on ders

Aydın Uğur

Gezi Parkı direnişini küresel düzlemde son dönemlerde görülen benzer eylemlerden ayıran kendine özgü yanları var. Bunları, şimdilik, bir kenarda tutalım. Önce, Gezi Parkı’nın Zuccotti Parkı’nda, Tahrir, Puerta del Sol ve Syntagma meydanlarında ve en yeni olarak da Brezilya’da baş gösteren direniş hareketleriyle paylaştığı özelliklere bakalım. Hepsi, kentli kalabalıklarca, kent ortamının sağladığı zeminlerde biçimlenen hareketler. Hepsinde geleneksel siyasal partilerin gösteri düzeninin, protesto usullerinin ötesine taşan, geleneksel parti örgütlenmelerinin kalıplarına sığmayan bir davranış ve üslup hakim. Hepsi, büyük ölçüde, öngörülemez biçimde patlayıveren, mevcut siyasal sistemin bünyesinde kendilerini ifade fırsatı bulamayan kitlelerce gerçekleştirilen eylemler. Hepsi, bildiğimiz “kitle”den ziyade “kalabalık” tanımına daha çok uyan güruhlarca başlatılıp sürdürülüyor. Bu nitelikleriyle, siyaset kuramının “kalabalıklar”a ilişkin kabullerinin gözden geçirilmesini zorunlu kılıyorlar.

Kalabalıkları siyasal sistemin neresine oturtmalı? (daha&helliip;)

Read More