Ayşim Türkmen

İktidarlar, medeniyet tahayyülleriyle yaşamları ve yaşam alanlarını yeniden şekillendirme girişimlerinde bulunur. Bu girişimlerin en gözde araçlarından birinin “tarih icadı” olduğunu söyleyebiliriz. Tarih, farklı iktidar biçimlerince farklı şekillerde yeniden kurgulanır ve bu kurgular yaşamların ve mekânların şekillendirilmesinde önemli rol oynar. İktidarın tarihi nasıl kurgulandığına, yeni tarih kurgusunun daha önceki kurgularla nasıl benzeştiği ve onlardan nasıl ayrıştığına bakmak bugünün iktidar politikalarını anlamak için ipuçları verebilir.

“Müze kent”

AK Parti iktidarının “Yeni Osmanlıcı” projesine kent üzerinden baktığımızda, AK Parti’nin tarih kurgularının, 1980’lerde ANAP iktidarının “dünya kenti İstanbul” projesiyle başlayan tarihselciliğinin bir devamı olduğunu görüyoruz. Yalnız AK Parti tarih kurgularındaki yeni vurgular bugünün iktidarıyla ilgili önemli şeyler söylüyor.   Devamı… »

 

Bülent Somay

Gerçeklik, ona inanmaktan vazgeçtiğiniz zaman bile ortadan kaybolmayı reddeden şeydir.

Philip K. Dick

British Library’de Bilim Kurgu edebiyatını farklı bir bakışla ele alan (ya da en azından öyle yaptığını iddia eden) bir sergi vardı 25 Mayıs-25 Eylül tarihleri arasında. Adı “Bu Dünyadan Öte: Bilim Kurgu, ama Bildiğiniz Gibi Değil”. Sergi, Bilim Kurgu edebiyatını (ama sinemasını değil, ne de olsa British Library) farklı temalar ve farklı bir kronoloji ile ele alıyor ve birkaç teknolojik “numara” dışında kitaptan başka bir şey sunmuyordu (bu internet çağında ne kadar iyi geldiğini anlatamam size).

Bir yandan çeşitli BK yazarlarından alıntılar, bir yandan da BK tarihinde köşe taşı olmuş kitaplar (çoğunun da ilk baskıları) vardı sergide. Serginin bütününü anlatmaya niyetim yok, ayrıca BK meraklısı olmayanlar için sıkıcı da olabilir. Bir alıntı ve bir kitaptan bahsedeceğim sadece. Alıntı yazının başındaki Philip K. Dick incisi. Kitap ise Aleksandr Aleksandroviç Bogdanov’un Kızıl Yıldız romanı. Devamı… »

 

Abdulhamit Kırmızı

Dünü yeniden kuran ve kurgulayan bugündeliktir. Çünkü tarih asla tam olarak yakalanamayacak olan geçmişin kendisi değil, bugünden bakarak yorumladığımız bir geçmiştir. O yüzden mazi hal ile istikbal arasında yerini alır; dün aslında bugün ile yarın arasında algıladığımız bir zamandır.

Bugüne dair politik tercihlerimiz büyük oranda geçmiş algımız tarafından yönlendiriliyor. Ancak bu geçmiş algımız şişede durduğu gibi durmuyor, farkında olmasak da kendimizle beraber sürekli değişiyor. Şimdinin ihtiyacı dünün bilgisine şekil veriyor. Tarih açık uçlu bir kaynak olduğundan kendimizle ilgili algımız evrildikçe, geçmişle ilgili kavrayışımız da yenileniyor. O halde tarih kişiliğimizin merkezinde yer alan bir inşa eylemidir. Bireysel hafızamız gibi toplumsal hafızamız da değişken ve seçicidir.  Devamı… »

 

Selim Deringil 

Haydarpaşa’da GATA askerî hastahanesinin arkasında unutulmuş bir mezarlık vardır; adı İngiliz Askerî Mezarlığı, diğer bir deyişle “İngiliz Şehitliği”.  GATA’nın çirkin binasıyla aşağıda sahilde Toprak Mahsülleri Ofisi’nin terkedilmiş siloları arasına sıkışmış bu huzurlu mekân, Emperyal Mezarlıklar Komisyonu’na (Imperial Graves Commission), yani  Çanakkale’deki İngiliz şehitliklerinin bağlı olduğu kuruma bağlıdır. Devamı… »

 

Geçen yıl Mısır’da bir konferansta konuşurken geçirdiği kalp krizi sonucu ölen Chris Harman’ın Halkların Dünya Tarihi kitabı Türkçe’de yayınlandı.

Sosyalistlerin yazdığı her biri önemli bir dizi tarih kitabı var. Troçki’nin Rus Devrimi, EP Thompson’un İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu ve Marks’ın tarih yazılarını sıralayabiliriz. Harman’ın Halkların Dünya Tarihi’nin bir farkı var. Diğerleri bir tarihî kesiti anlatırken, Harman’ın kitabı bir bütün olarak insanlığın tarihini ele alıyor.

İnsanların politika, kültür, sanat gibi etkinlikleri yapmadan önce karınlarını doyurmaları gerekmektedir. Harman bunu Marksizm karşıtlarının karikatürize ettikleri gibi ekonomist bir determinizm ile açıklamıyor. Devamı… »

 

Elçin Poyraz

Bugün toplumsal düzeydeki tüm geçmişle yüzleşme yöntemleri, “geçiş dönemi adaleti” kavramı altında ele alınıyor. Geçmişlerindeki büyük hak ihlalleri ile yüzleşmekte olan toplumların, barışı veya demokrasiyi tekrar inşa etmeye dayanan siyasî değişim süreçlerine geçiş dönemi diyebiliriz.

Bu süreçte izlenen yöntemler anayasal reform yapmaktan, yozlaşmış bürokratik kurumların temizlenmesine, savaş suçluları için uluslararası mahkemeler kurulmasından, ülke içi hakikat komisyonlarının kurulmasına kadar çeşitlendirilebilir. Örneğin, Güney Afrika’da apartheid rejimi ile hesaplaşma, 1995’te kurulan hakikat ve uzlaşma komisyonu ile gerçekleştirilmiştir. Bu komisyonun çağrısı “hakikat karşılığında af”tı, amacı tüm gerçeklerin ortaya çıkmasıydı ve yapısı yüzleşmenin ertesinde affetmeye (siyasî suç olmak şartıyla) dayanıyordu. Gana (1957-1993 arası özellikle askeri cuntalar altında işlenen insanlık suçlarını araştıran komisyon, 2002), Şili (Pinochet döneminde işlenen insanlık suçlarını araştırmak için, 1990) ve Uruguay (1973-1985 arasındaki askerî cunta dönemindeki kayıplar ve bağlantılı vakaları araştırmak için, 1985 ve 2000) gibi ülkelerde de benzer komisyonlar kurulmuştur. Ruanda (1994), Bosna-Hersek (2000) gibi ülkelerde ise savaş suçlarını inceleyen uluslararası veya karma mahkemeler kuruldu. Devamı… »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha