Nihat Kentel

Başta Avrupa Birliği olmak üzere, OECD ülkelerinin borçlarında gözlenen hızlı artış onyıllardır süren bir geçmişe sahip ve yalnızca son ekonomik krizle ilişkilendirilemez. Kapitalist rekabetin şiddetlendiği son yıllarda, sürekli yükselen ve hayatta kalmak için yükselmek zorunda olan özel ve kamusal harcamalara destek amaçlı borçlanma yapılmadan, kapitalist pazarlar ihtiyacını karşılayacak yeterli talebi yaratamaz, büyümeye mecbur olan kapitalist ekonomiler, gitgide daha fazla borçlanmadan büyüyemez, hayatını sürdüremez hale geldi. Son ekonomik krizin rolü ise, borçlanmanın bu ataklarına yalnızca önemli bir katkıda bulunmak oldu. Ekonomik büyüme ile borçlanma gereği arasında birebir değil ikiye bir, hatta üçe bir oranında bir ilişki vardır. Ülke ekonomilerinin lineer bir büyüme göstermesi için, borçların geometrik bir artış göstermesi gerekiyor artık. Devamı… »

 

Ümit İzmen

2012’ye tam bir karamsarlık içinde girdik. Bu karamsarlığın başlıca nedeni siyasetteki gelişmeler. Kürt sorununun yakıcılığı artarken bir de üzerine Uludere katliamı geldi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihi, AKP’nin bir sonraki başkanının kim olacağı gibi güncel politik tartışmalar, yeni Anayasa tartışmasını gölgede bıraktı. AKP’nin demokratikleşme konusunda bir işlev taşıdığını düşünenler bile umudu kesti. AKP’nin şimdiye kadar demokrasiyi, barışı ve özgürlüğü savunanlarla kurduğu yakınlaşma, yerini giderek devletçi, milliyetçi, statükocu kesimlerle ittifak arayışına bırakıyor.

Siyasetteki bu manzaranın arka yüzünde, ekonomide ne olup bittiğine bir bakmak lazım. AKP’nin siyasî başarısının çok önemli bir nedeni ekonomideki performanstı. Siyasî zemin dönerken ekonomide de zemin sallanıyor. Ekonomik durumun 2012’de 2011’e kıyasla çok daha kötü olacağı üzerinde bir konsensüs var. Devamı… »

 

Erkin Erdoğan

Zizek, geçtiğimiz aylarda kaleme aldığı bir yazıda, Hegel’den aktararak şöyle diyordu: “Tekrar, tarihte çok önemli bir rol oynar. Bir olay sadece bir kez gerçekleştiğinde, bunun bir kaza sonucu olduğu, durum başka türlü idare edilse önlenebileceği düşünülebilir. Fakat aynı olay kendini tekrar ettiğinde, bu durum daha derin bir tarihsel sürecin yavaş yavaş su yüzüne çıkmakta olduğuna bir işarettir.” Bu sözün, ekonomik krizler için çok yerinde olduğu aşikâr. Dört yıl önce dünya ekonomisini durgunluğa sürükleyen kriz, bir başka şekilde bu kez Avrupa’yı vuruyor.

Kapitalizmin modası geçmiş ideologları, sistemin kendi içsel dinamikleriyle krize giremeyeceğini düşündükleri ve piyasa mekanizmaları içinde her türlü soruna kendiliğinden çözüm bulunabileceğine inandıkları için, genellikle krizin en görünür olan sonuçlarını, krizin sebebi olarak sunma eğilimindeler. Örneğin birçok ekonomiste göre, ABD kaynaklı 2007-2009 krizinin sebebi kontrolden çıkan emlak balonu ve konut kredileriydi. Peki konut kredilerinin kaçınılmaz olarak kontrolden çıkmasına neden olan gelişme neydi? Bunun yanıtı genellikle yok! Devamı… »

 

Ümit İzmen

Bugün genel kabul gören anlayış, siyaset ve ekonomiyi birbirinden keskin bir biçimde ayırır. Siyaset ve ekonomi, akademik dünyada iki ayrı disiplindir. Ekonominin siyasete kapalı kendi bilimsel alanı, analiz araçları, kendi yasaları ve doğruları olduğu varsayılır. Bu ayrışma sadece akademik bir nitelik taşımaz, politikacılardan “sokaktaki vatandaşa” çoğunluk, ekonominin bağımsız bir mantığı olduğunu varsayar. Siyasi partiler ayrıntılardaki farklara rağmen temel ekonomik kararları “ekonomi biliminin” bu buz gibi soğuk mantığı çerçevesinde alır.

Buna karşılık, Marksist analizin özünü ekonomi ile siyaset arasındaki etkileşim oluşturur.

Marx’ın tarih analizinde üretici güçlerdeki gelişim üretim ilişkilerini biçimlendirir. Ancak tersi de doğrudur. Sınıflı toplumlarda, devlet egemen sınıfın çıkarlarını korur, kollar. Tarihin dönüm noktalarını anlamak için geçerli olan bu çerçeve zamandan ve mekândan bağımsız olarak reel politikanın güncel iniş çıkışlarını yorumlamak için daha kısa zaman dilimlerine uygulandığında ise siyaseten yanlış çıkarımlara yol açar. Devamı… »

 

Ebru Kayaalp 

Temmuz ayında, İngiliz tabloid gazetesi News of the World’ün, cinsel saldırıya uğrayıp öldürülen 13 yaşındaki bir kız çocuğunun cep telefonunu dinlediği basına yansıdı. Bu haberden sonra gazetenin sahibi, medya imparatoru Rubert Murdoch hakkında suçlamaların ardı arkası kesilmedi. Eleştirileri azaltmak kaygısıyla Murdoch, 168 yıldır çıkan, 2.6 milyon tirajı ile ülkenin en çok satılan tabloid pazar gazetesi News of the World’ü kapatma kararı aldı. Ancak skandal gün geçtikçe farklı bir boyut kazandı ve Murdoch’ın kendisine isnat edilen suçlarda yalnız olmadığı, siyaset ve emniyet çevrelerinin de bunlara iştirak ettiği ortaya çıktı. Devamı… »

 

Mike Haynes

Dünyada milyarlarca insan yeterince gıda bulabilmek için mücadele ediyor. Mike Haynes, problemin üretim eksikliği veya nüfus artışı değil, kâr tarafından yönlendirilen sistemin bizzat kendisi olduğunu anlatıyor.
Küresel gıda fiyatları, 2008 yılında kırılan rekorları aşarak bu yıl yeni rekorlar kırdı. Dünyanın yaklaşık bir milyar insanın aç olduğu yoksul bölgelerinde, bu bir ölüm kalım meselesi. Sebebi basit: Yaşamak için yiyebilmemiz gerek. Bu nedenle gıda fiyatları, Ortadoğu’daki ayaklanmalarda olduğu gibi, siyasî bir barut fıçısı oluşturuyor.
Fiyatlar neden artıyor? Bu sorunun sağcı cevabı, çok fazla insan ve çok fazla talep olması. Doğru değil. İrlanda’da 1840′larda insanlar açlıktan ölürken tahıl ihraç ediliyordu. Aynı şey bugün de oluyor. Örneğin, çiçekçi dükkânlarında gördüğümüz çiçekleri düşünün. Kenya ve Hindistan gibi ülkelerde yetiştirilip kesilip paketlenip buraya geliyor çiçekler. Bunlar, yetersiz beslenmenin yaygın olduğu ve gıda isyanlarının meydana geldiği – ama önceliğin ihtiyaç duyulan besinler yerine kârlı çiçekler yetiştirmeye verildiği ülkeler. Devamı… »

 

Jane Hardy

Geçen yıl, ekonomik krizin derinliklerinde, küresel egemen sınıfın temsilcileri – bankacılar, siyasî liderler, çokuluslu şirketlerin CEO’ları – Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu için bir araya geldiklerinde panik havası hüküm sürüyordu. Bu yıl, en azından kamuya yansıttıkları  kadarıyla, neşeli olmak için nedenler buldular. Küresel ekonomi yeni bir durgunluğun içine çakılmadı, hatta bazı kesimları büyüyor gibi gözüküyor. Düzenlemelerden hasar görmeden  kurtulan bankacılar rahat bir nefes aldı. Yüksek primler geri döndü ve kârlar artıyor. Devamı… »

 

Ümit İzmen

Kapitalizmin tarihi büyük krizlerle şekilleniyor. Kriz, kapitalizmin doğasında var. Çünkü işin içinde kâr hırsı var. Birileri bir yerden çok kâr ediyorsa, herkes aynı yere yatırım yapıyor. Başka yerlere para yatırıp daha az kâra razı olmak aptallık olarak kabul ediliyor. Herkes aynı yere yatırım yapmak isteyince, bu durum yüksek getiriyi de garanti etmiş oluyor. Bu süreçte giderek şişen balon günün birinde kaçınılmaz olarak patlıyor. Devamı… »

 

Erkin Erdoğan

ABD’de dev şirketlerin batmasıyla 2008’de su yüzüne çıkan ve bugüne dek etkisi en çok Avrupa’da hissedilen ekonomik kriz, yeni çalkantılarla devam ediyor. Yunanistan ve İrlanda’nın ardından Portekiz de borçlarını ödeyemez duruma geldi, Nisan ayında IMF’den yardım talep etti. Üç yıl içinde 115 milyar dolarlık yardım alacak. Rakam çarpıcı: Portekiz, toplam ekonomik büyüklüğünün yarısından fazla miktarda borç alıyor. Ülkede ne tür bir kemer sıkma politikası uygulanacağına, seçim sonrası yaz aylarında oluşacak yeni hükümet karar verecek. Devamı… »

 

Volkan Akyıldırım

Karl Marx’ın, Friedrich Engels’in, Clara Zetkin’in resimlerini paranın üzerine basan bir rejim sosyalist olabilir mi?

1971 yılında Berlin Duvarı’nın ikiye böldüğü Almanya’nın doğusundaki Demokratik Halk Cumhuriyeti  (DDR) Merkez Bankası yeni Doğu Alman marklarını dolaşıma sürdü.

Staatsbank der DDR’nin dağıttığı en yüksek değerli 100 Marklık banknotun ön tarafında Karl Marx, arkasında da Doğu Berlin’deki Unter den Linden bulvarından görülen Cumhuriyet Sarayı basılıydı. Banknotta Berlin TV kulesi, Rathaus (Belediye) ve Zeughaus (Cephanelik) resimleri gösteriliyordu. Devamı… »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha