Doğan Akhanlı

Struma Vapuru 12 Aralık 1942 Cuma günü Romanya’nın Köstence limanından demir aldığında, Alman ordusu Avrupa’nın neredeyse tamamını ele geçirmiş, kuzeyde Leningrad’ı kuşatmış, Moskova varoşlarında durdurulmuştu. Amerika bir gün önce savaşa girmiş, Nazilerin Ultra-Soykırım planı çoktan uygulanmaya başlamıştı. Yüz bine yakın engelli-özürlü 1939 Eylül’ünde gaz odalarında imhanın ilk kurbanları olmuş, 1941 Eylül’ünde Kiev şehrine yakın Babi Yar’da 33.711 kişi kurşuna dizilirken, Auschwitz’te mavi asit de denilen Zyklon B gazı 900 Kızıl Ordu savaş esiri üzerinde denenmiş, Ekim ortalarında Almanya ve Avusturya’dan Yahudi, Roman-Sintilerin toplama ve imha kamplarına sürgünü başlamıştı.  Devamı… »

 

Baha Coşkun

Modern siyasetin merkezî kavramı ulus devlettir. Modern siyasetçilerin ilk görevi ulus devletin inşasıdır. Ulus devletin inşasına teorik ve pratik olarak ulusun inşası ile başlanır, buna paralel olarak da ulus referansından hareket eden devlet inşa edilir. Ulusun inşası dil, din gibi açılarından bir homojenleştirme sürecidir. Bu açılarından farklı olan unsurlar ulusun tarihinde ve vatanında barındırılmaz, yok edilir. Farklı olanların yok edilmesi için devlet tarafından merkezî politikalar uygulanır. Genel ve mecburî eğitim, gazete ve radyo farklı olanların yok edilmesi için geliştirilmiş yumuşak politik araçlardır. Bunların yanında cinayet, katliam, mübadele, mecburî iskân, sürgün, soykırım gibi sert politik araçlar da geliştirilmiştir.   Devamı… »

 

Yukarıdaki harita/grafik Talat Paşa’nın ünlü ‘Kara Kaplı Defteri’nde verilen rakamların tarihçi Ara Sarafian tarafından haritalaştırılmış şeklidir. Devamı… »

 

Yalçın Ergündoğan

Soykırımının inkârını cezalandıran yasanın Fransa Parlamentosu’nda kabul edilmesi üzerine başlayan ‘soykırım’ tartışması olanca yoğunluğuyla sürüyor ve her gün yeni bir boyut kazanıyor.

Türkiye Fransa’yı protesto ederken izlediği politika ile, özünde, gizliden/açıktan ‘soykırımı inkâr etme hakkı’ istiyor. Gerek tarihle yüzleşme çerçevesinde, gerek resmî tezleri savunma argümanı olarak, Türkiye’de  “soykırım” sözcüğü sıkça tekrarlanır oldu.

Soykırım kavramının tanımlanmasının ve Birleşmiş Milletler tarafından suç olarak kabul edilmesinin mimarı Rafael Lemkin’dir. Nazilerin yargılandığı Nürenberg davalarında danışman olarak görev de yapan, bu görevi sırasında tüm ailesini Nazi toplama kamplarında yitirdiğini öğrenen Lemkin’i, sanıldığı gibi gerçekten Nazilerin Yahudi Soykırımı’ mı bu kavramın ortaya çıkmasına yönelik araştırma ve çalışmalara sevk etti?  Devamı… »

 

Atilla Dirim

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da Taksim Meydanı’nda toplanan bir grup insan gözlerinde hüzün ve ellerinde karanfillerle sessizce matem tuttu. 1915 yılının Nisan ayının 24’ünde başlayan Büyük Felaket’in kurbanlarının ardından gözyaşı döktüler. Kaybettikleri dedelerini, ninelerini, komşularını, dostlarını, arkadaşlarını, bir mezara bile sahip olmayan kardeşlerini andılar.

Taksim’de sessizce gözyaşı döken insanların biraraya gelmesine neden olan o olay, o “Büyük Felaket” neydi, neden yaşanmıştı, ortaya çıkmasına neden olan koşullar nelerdi? Bir daha yaşanmaması için, bir daha tekrarlanmaması için, bir daha gözyaşı dökmek zorunda kalmamak için, bir kez daha hatırlayalım. Devamı… »

 

“Ermeni Soykırımı’nı ilk olarak annemden duydum. Annem “İçinde biz ağlıyoruz, dışarıda ise Ermeniler ağlıyor” diye söylüyordu. Annem bir eşraf kızıydı Niksar’da. 1915 Mayıs ayında babası Rusya’ya yapılan savaştan kaçan mültecilere yardım götürürken salgın halinde olan bir hastalığa yakalanıyor. O sıralarda ölüm döşeğinde. Ama aynı günlerde Ermeniler de dışarıda ağlıyor. Onları da toplamışlar tehcire çıkarıyorlar. Zaten tehcire çıkardıktan hemen sonra Kelkit havzasında bir bataklıkta toplu olarak katlettiler o Ermenileri. Annemin o lafı etmesinin sebebi işte bu olaydı.” Devamı… »

 

Saygı İçin

24 Nisan 1915’te gözaltına alınarak kaybedilen 200’e yakın Ermeni gazeteci, yazar, sanatçı ve aydına saygı için…

1915 soykırımı kurbanlarını anmak, Ermeni, Süryani, Êzidî ve diğer tüm soykırım mağdurlarının duydukları acıları paylaşmak için…

Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiç birine soykırımı kabul ettiremediğimizden dolayı duyduğumuz utancı ifade etmek için…

Üzerinde yaşadığımız topraklarda ve dünyanın hiçbir yerinde, ulusal kimlikleri ve dinî inançları nedeniyle, hiçbir halkın toplu cinayetlere, soykırımlara maruz kalmaması için… Devamı… »

 

Selim Deringil

İnsanın hayatında öyle olaylar, öyle anlar vardır ki, kişi “İyi ki yapmışım, bugün olsa gene yaparım” der. Bütün hayatım boyunca benim için kıvanç vesilesi olacak nadir olaylardan biri, “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” başlıklı konferansın Hazırlık Komitesi içinde yer almamdır.

Bu meseleyle ilişkimin bilimsel başlayıp duygusal bir hale geldiğini açıkça ifade edeyim. Bu nedenle, bu yazı bir bilimsel önsöz mahiyetinde değildir. Her bildiriye tek tek değinen, sentezini yapan, bir yerde tüm konferansın sentezini çıkaran bir yazı değildir. Devamı… »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha