Nihat Kentel

Başta Avrupa Birliği olmak üzere, OECD ülkelerinin borçlarında gözlenen hızlı artış onyıllardır süren bir geçmişe sahip ve yalnızca son ekonomik krizle ilişkilendirilemez. Kapitalist rekabetin şiddetlendiği son yıllarda, sürekli yükselen ve hayatta kalmak için yükselmek zorunda olan özel ve kamusal harcamalara destek amaçlı borçlanma yapılmadan, kapitalist pazarlar ihtiyacını karşılayacak yeterli talebi yaratamaz, büyümeye mecbur olan kapitalist ekonomiler, gitgide daha fazla borçlanmadan büyüyemez, hayatını sürdüremez hale geldi. Son ekonomik krizin rolü ise, borçlanmanın bu ataklarına yalnızca önemli bir katkıda bulunmak oldu. Ekonomik büyüme ile borçlanma gereği arasında birebir değil ikiye bir, hatta üçe bir oranında bir ilişki vardır. Ülke ekonomilerinin lineer bir büyüme göstermesi için, borçların geometrik bir artış göstermesi gerekiyor artık. Devamı… »

 

İrvin Cemil Schick

Dergimizin geçen sayısında dönüşümlü finansal krizlerin birer istisna olmayıp kapitalizmin varoluş şartlarından kaynaklandığını görmüştük. Bu doğrudur elbette, ama bir de sözü sık edilmeyen bir başka müzmin krizi var kapitalizmin: Bir ahlâk krizi. Biraz da ondan söz edelim.

Rupert Murdoch’un basın yayın imparatorluğunun karıştığı skandalın haberlerini haftalar boyunca gazetelerde okuduk. Bu sayıda da Ebru Kayaalp birkaç ülkede güvenlik kuvvetlerini ve hükümeti sarsacak kadar ciddileşen bu olayı inceliyor, ayrıntılarını hatırlatıyor. Bütün bu keşmekeş içerisinde pek gündeme gelmeyen bazı sorular var ki bunları, soruşturmaları yürüten parlamenter komisyonlara, masalarını pür hiddet yumruklayan bakanlara sormak gerekiyor: “Ya ne sanmıştınız? Bunda şaşılacak ne var? Bütün olanlar, sistemin sunduğu imkânların mantıksal sonucu değil mi sizce? Kızgınlığınız Murdoch’un adamlarının telefonları dinleyip polise rüşvet vermesine mi, yoksa bunları yıllarca yaptıktan sonra aksi gibi yakalanmalarına, sizi mahçup etmelerine mi?”  Devamı… »

 

Genel grev ve isyan dalgası Batı ülkelerinde yaygınlaşıyor. Arap devrimlerinin verdiği ilham, her an Avrupa’nın her yanında yankılanabilir.

 

Jane Hardy

Geçen yıl, ekonomik krizin derinliklerinde, küresel egemen sınıfın temsilcileri – bankacılar, siyasî liderler, çokuluslu şirketlerin CEO’ları – Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu için bir araya geldiklerinde panik havası hüküm sürüyordu. Bu yıl, en azından kamuya yansıttıkları  kadarıyla, neşeli olmak için nedenler buldular. Küresel ekonomi yeni bir durgunluğun içine çakılmadı, hatta bazı kesimları büyüyor gibi gözüküyor. Düzenlemelerden hasar görmeden  kurtulan bankacılar rahat bir nefes aldı. Yüksek primler geri döndü ve kârlar artıyor. Devamı… »

 

Ümit İzmen

Kapitalizmin tarihi büyük krizlerle şekilleniyor. Kriz, kapitalizmin doğasında var. Çünkü işin içinde kâr hırsı var. Birileri bir yerden çok kâr ediyorsa, herkes aynı yere yatırım yapıyor. Başka yerlere para yatırıp daha az kâra razı olmak aptallık olarak kabul ediliyor. Herkes aynı yere yatırım yapmak isteyince, bu durum yüksek getiriyi de garanti etmiş oluyor. Bu süreçte giderek şişen balon günün birinde kaçınılmaz olarak patlıyor. Devamı… »

 

Erkin Erdoğan

ABD’de dev şirketlerin batmasıyla 2008’de su yüzüne çıkan ve bugüne dek etkisi en çok Avrupa’da hissedilen ekonomik kriz, yeni çalkantılarla devam ediyor. Yunanistan ve İrlanda’nın ardından Portekiz de borçlarını ödeyemez duruma geldi, Nisan ayında IMF’den yardım talep etti. Üç yıl içinde 115 milyar dolarlık yardım alacak. Rakam çarpıcı: Portekiz, toplam ekonomik büyüklüğünün yarısından fazla miktarda borç alıyor. Ülkede ne tür bir kemer sıkma politikası uygulanacağına, seçim sonrası yaz aylarında oluşacak yeni hükümet karar verecek. Devamı… »

 

Ömer Madra

Baharın bir türlü gelmek bilmediği Nisan ayını, “Arap Baharı”nın güçlü rüzgârlarının uğultusu içinde savrularak geçirdik. Son büyük ayaklanma, komşu Suriye’den yükseldi. Sık sık olduğu gibi, dehşetle umudun içiçe geçtiği bir tabloydu aslında: Ayaklanma, ülkenin birçok yerinde devam ediyor, yer yer çok kanlı ve zalimane bir şekilde bastırılıyor; ne var ki, isyan alevi bastırılmaya kalkıldıkça daha da parlıyordu! Birkaç hafta içinde 600’ün üzerinde ölü ve belki sekiz binden fazla “kayıp” ve tutuklu! Buna rağmen, her şeye rağmen, bitmek bilmeyen müthiş bir direniş! Devamı… »

 

Neoliberal saldırı Seattle’la başlayan antikapitalist dalgayı yaratmıştı. Şimdi hareketin genel grev dalgalarıyla birleşme olasılığı gündemimize girdi. Emekçiler artık krizlerin faturasını ödemek istemiyor.

 

 

Kâr oranlarının 1973–1974 petrol krizini takip eden yıllarda düşmesi sonucunda dünyada ekonomik ve siyasî değişimler meydana geldi. 1980’lerden sonra Amerika’da Ronald Reagan, İngiltere’de Margaret Thatcher, Türkiye’de de Turgut Özal’ın başını çektiği yeni liberal politikalar uygulanmaya konuldu. 1940’lı yıllardan beri uygulanan Keynesçilik yerini yeni liberalizme bıraktı. Devamı… »

 

Volkan Akyıldırım

Tahrir Meydanı’ndaki 18 günlük direniş Tiananmen Meydanı’nı hatırlattı.

Çin, Google arama motorunda ‘Mısır’ kelimesini yasakladı. Kaddafi, ayaklanan Libya halkını ölümle tehdit konuşmasında Çin’in ulusal birliğinin Tiananmen’de demokrasi, özgürlük ve insanca bir yaşam isteyenlerin taleplerinden daha önemli olduğunu söylüyordu.

1989 Haziran’ında Tiananmen’de on binlerce öğrenci ve işçi oturma eylemine başlamış, oturma eylemi açlık grevleriyle birleşmiş, bunu ülkenin 400 kentinde gerçekleşen kitle gösterileri izlemişti. Devamı… »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha