6 Eylül 1955 günü saat 13.00′te, devlet radyosu, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bombalı saldırı düzenlendiği haberini verdi. Bu haber, aynı gün öğleden sonra İstanbul Ekspres gazetesinin yaptığı iki baskıyla yayıldı. Günün ilerleyen saatlerinde çeşitli öğrenci gruplarının ve Kıbrıs Türktür Cemiyeti’nin çağrısıyla Taksim Meydanı’nda bir gösteri düzenlendi. Gösterinin ardından bazı gruplar İstiklal Caddesi’nde gayrimüslimlere ait işyerlerini yıkıp yağmalamaya başladı. Beyoğlu, Kurtuluş, Şişli, Nişantaşı, Eminönü, Fatih, Eyüp, Bakırköy, Yeşilköy, Ortaköy, Arnavutköy, Bebek, Moda, Kadıköy, Kuzguncuk, Çengelköy ve Adalar’da yağma ve şiddet olayları meydana geldi. Resmî kaynaklara göre, olaylar sonucunda 4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ve aralarında çeşitli işyerlerinin bulunduğu 5317 tesis saldırıya uğradı ve tahrip edildi. Böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine yüzleşmesi, hesabını vermesi gereken bir sayfa daha eklendi. Devamı… »

 

Baha Coşkun

Politik iktidarlar halkın rızası olmaksızın inşa ve idame edilemez. İmparatorluğun son yıllarından itibaren bizim halkın rızasını esas olarak ikna ile üretme, şiddet denilen politik enstrümanı ise istisnai olarak kullanma imkânımız kalmamıştır. Modern her siyasal iktidar bir “terör dönemine” ihtiyaç duyar. Ancak bizdeki sorun iki boyutludur. Emperyalizm çağında kapitalist merkezler dışındaki çevre ülkelerde modern siyasal iktidarların başka sorunları vardır. Modern sosyal sınıflar zayıftır ve dolayısıyla siyasal iktidar esasen “diplomatik ulûfe” olarak inşa ve idame ettirilir. Bu durumda toplumla bağlar iyice zayıflaşır ve toplum, moda terimle, “öteki” olarak algılanır. İlişkisizlik esas haline gelir, muhtemel tek ilişki şiddet ilişkisidir. “Terör dönemi” bir türlü bitmez, yapısallaşır ve kalıcılaşır. Burada bizim tarihsel, toplumsal sorunlarımız vardır. Politik kadroların niyetinden bağımsız olarak, halkın rızası esasen şiddet ile üretilmek durumundadır. Devamı… »

 

Alper Görmüş yeni kitabı hakkında Arife Köse ile konuşuyor, Susurluk’tan Ergenekon’a, Hürriyet’ten Cumhuriyet’e…

Büyük Medyada Ergenekon Haberciliği kitabının çıkış noktası neydi?

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “haber analizi” dersleri vermeye başladığım 1999′dan itibaren, yazılı basındaki haberleri çok daha yakından, tabir caizse “içlerini okuyarak” izlemeye başladım. Dersler bir süre sonra, Ümit Kıvanç ve Kürşat Bumin’le birlikte oluşturduğumuz Medyakronik adlı haber eleştirisi sitesine kaynaklık etti (2000). Medyakronik’in kapanmasından sonra (2002), aynı işi Kürşat Bumin’le birlikte hazırladığımız Kronik Medya (Yeni Şafak) adlı sayfada sürdürdük. Onun da sona ermesinden sonra (2005) medya eleştirilerime Nokta ve Aktüel dergileriyle Taraf gazetesinde devam ettim. Devamı… »

 

2000’lerin başından bu yana gelişen sessiz altüst oluş toplumda derin bir yarılmaya ve saflaşmaya neden olarak sesli, görünür ve açık hale geliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin rejim bunalımı, sadece egemen sınıfların ve onlar adına devleti yönetenlerin iç çatışmalarıyla değil, yakın zamana dek siyaset dışında kalmış ya da devletin sistematik zoruyla siyaset dışında tutulmuş milyonların demokrasi, özgürlük, barış ve insanca bir yaşam talepleriyle derinleşiyor.

Rejimin, devletin, hükümetin ve meclisteki muhalefetin başı belada. Halkın geniş ve farklı kesimlerinin değişim isteği karşısında hiçbiri yetmiyor. Devamı… »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha