Mahmut Mutman

“Nostalji” denilen hissiyatı kapitalizmin garip ve özgün dinamiğine bağlayabiliriz: Kapitalizm, bireyselliği ve tekilliği ne kadar ortadan kaldırır ve toplumsal hayatın çeşitliliğini ne kadar metalaştırır ve tekdüze hale getirirse, o kadar farka ihtiyaç duyar. Mesele bir fark imgesi yaratmak olunca da, geçmişin “başka”lığı verimli bir kaynaktır.

Geçmiş dönemler, alışkanlıklar, modalar ya da kültürler, zamansal uzaklığı korunan ama aynı anda bu uzaklığın insanda hep bir yakınlık hissi duyuracağı türden imgelerle dolaşıma sokulur. Nostaljinin kurguladığı “fark”, tam da bu “uzak-yakınlık” hissinde olsa gerek; uzakta kalan ama sıcak, samimi bir imge. Bu da bize “nostalji” sözcüğünün kökeninde yatan “sıla”, “yuva hasreti” anlamının vaadetme gücünü ve özellikle yabancılaşmış bir dünyada nostaljik söylemin “performatif” (dünyayı betimlemekten ziyade dünyada bir iş yapan, icrai) yönünü gösteriyor. Devamını okuyun »

 

Roni Margulies

PKK bu yaz saldırılarını yoğunlaştırdı. Her iki taraftan çok sayıda ölü verildi.

Savaşın sertleşmesiyle birlikte, Kürt illerinde değil, ama Batı’da hükümet önemli bir propaganda zaferi kazandı. Niye savaş yaşandığı sorusuna Başbakan’ın ve resmî ve gayrıresmî sözcülerinin verdiği cevap kamuoyunda neredeyse eksiksiz bir kabul gördü.

Sorunun cevabı tartışılmıyor bile artık.

Kabul gören cevap, ana hatlarıyla, şu:

Seçimlerden sonra barış olacaktı, hükümet buna hazırdı, fakat PKK barışı baltaladı. PKK şiddete başvurmadan duramıyor. Zaman müzakere zamanı değil, terörün belini kırma zamanı. Bunların dertleri belli, terörden vazgeçmezler, hükümet her şeye tamam dese bile bir mazeret uydurup devam ederler. Teröristle müzakere yapılmaz. Barış, barış isteyenle yapılır, PKK ise barış istemiyor. Önce savaşmak, PKK’yi imha etmek gerek, barış sonra gelir. Devamını okuyun »

 

Birkaç yıl önce ‘Kürt açılımı’ ile başlayan süreç barış isteyen herkesi umutlandırdı. ‘Bu sefer olacak galiba’ hissi yaygın bir kanı haline geldi. O günden bugüne bazen toplum, ‘yok, bu sefer de olmayacak’ şüphesi ve korkusu ile, ‘hayır canım, olacak olacak’ umudu ve dileği arasında gitti geldi. KCK tutuklamaları, anadil tartışmaları, seçilmiş Kürt milletvekillerinin meclise alınmaması derken son olarak Hakkari-Çukurca’da yaşanan çatışma hepimizi Selahattin Demirtaş’ın, ‘uçurumun kıyısında değiliz, artık uçurumdan düşüyoruz’ dediği noktaya getirdi. İntikam çığlıkları havada uçuştu. Bir kez daha o meşum ikilemle karşı karşıya kaldık: Savaş mı, barış mı? Bu noktaya nasıl yeniden geldiğimizi ve yeniden bir barış sürecine nasıl girebileceğimizi dünyadaki benzer süreçleri de yakından izleyen Prof. Dr. Mithat Sancar ile konuştuk.  Devamını okuyun »

 

Oya Baydar 

İlk olarak T24 internet sitesinde yayımlanan bu yazının daha iyisini yazmanın zor olacağını düşündük. AltÜst’te de yayımlanmasına izin veren Oya Baydar’a teşekkürler.

Muhataplarının okumayacağını, okusalar da argo tabirle iplemeyeceklerini bildiğim bir açık mektup yazacaktım. Son avukat görüşmelerinde Abdullah Öcalan’ın “Hükümete açık mektubumdur” diyerek gönderdiği mesajlar geldi aklıma. Belki Öcalan’ın açık mektubu bugünlerde ben fakirin satırlarından daha fazla ilgi çeker umuduyla, yazının başlığına ondan alıntı yaptım. Devamını okuyun »

 

Ronald Grigor Suny

Ron Suny, Michigan Üniversitesi’nde Eisenberg Tarih Araştırmaları Enstitüsü’nün müdürü ve Siyasî Bilimler ve Tarih profesörü. Ailesinin bir yanı Rusya, bir yanı Diyarbakır ve Yosgat kökenli oIan Suny, geçtiğimiz altı ayı Türkiye’de geçirdi, Türkçe öğrendi, doğu vilayetlerini gezdi. Bu yazıyı AltÜst için kaleme aldı.

On yılı aşkın süredir, Ermeni, Türk, Kürt ve başka milletlerden oluşan bir grup akademisyen bir dizi çalıştay kapsamında toplanıp bildiriler sunarak ulaştıkları sonuçları paylaşıyor, 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan trajik olayları tartışıyor. Devamını okuyun »

 

Şenol Karakaş

Savaş, bombardıman ve ölüm, Kürt sorununda yine tercih edilen “çözüm” yöntemi olmuş gibi görünüyor. Hükümet, Silvan olaylarının ardından, sınırötesi harekâtlara başladı, Kandil bombalanıyor. Öte yandan, PKK’nin düzenlediği eylemlerde çok sayıda asker ve polis öldürüldü.

Belli ki, şiddet, bir süre daha hüküm sürecek. Böylesi dönemlerde, yeni siyasî saflaşmaların oluşması, bu saflaşmaların bir önceki döneme göre sert biçimler alması anlaşılabilir. Anlaşılır olmayan, batıda, savaşın tırmanmasının sorumluluğunu Kürt özgürlük hareketine yıkan güçlü bir eğilimin şekillenmesi. Birdenbire, her şey unutuldu. Silvan saldırısı Milat oluverdi. Silvan olmasaydı, tüm sürecin güllük gülistanlık olduğunu yönündeki bu eğilim, çelişkili bir ruh halini yansıtıyor: Gerçek bir barış talebiyle, barış için mücadele eden halkın eylemlerine duyulan kızgınlık bu kesimlerde aynı anda güç kazanıyor. Devamını okuyun »

 

Şenol Karakaş

Ufuk Uras da eklendiğinde, BDP’nin mecliste 22 milletvekili vardı. Artık, 12 Haziran seçimlerinde elde ettiği başarıyla, BDP’nin mecliste 36 milletvekili var. Bu politik sıçramanın bir nedeni var.

“Sayın Öcalan”dan “Özerkliğe”

Kürt hareketi 2007 seçimlerinden önce “Sayın Öcalan” kampanyası başlatmış ve bu kampanyanın doğrudan ürünü olarak, Kürt halkı 22 milletvekilini meclise yollamıştı. Kürtler, kendilerine güvenerek ve her zamankinden çok daha açık konuşmaya başlamıştı. Yüz binlerce insan “Sayın Öcalan” başlıklı imza metnine destek vermişti. Kürt hareketinin bugün tanık olunan sıçraması, 2007 seçimlerinden önce örülmeye başlamıştı. Devamını okuyun »

 

Kürt sorununun adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması gerektiğine inananların, sivil itaatsizlik eylemlerinin neden gündeme geldiğini düşünmesi, dile getirilen talepler üzerinde kafa yorması gerekiyor.

 

 

Kitap, ‘uluslararası komplo’ olarak tanımlanan bir operasyonla Abdullah Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye teslim ediliş günü olan 15 Şubat 1999’un 12. yıldönümünde kitapçı raflarında yerini aldı. Beş bin sayfaya yakın Abdullah Öcalan savunması, 20 bin sayfalık Öcalan’la görüşme notları ve AİHM’e aktarılan 1500 sayfalık belgelere dayandırılan bir çalışma.

Hükümetin ve devlet yetkililerinin Abdullah Öcalan’la görüştüğünün kamuoyunda açıkça paylaşıldığı bir ortamda, 12 Eylül 2010 Anayasa değişiklik paketinin yüzde 58 ‘evet’ oyuyla onaylanması ile, görüşmelerin müzakereye evrilmekte olduğu kanaatinin ülkede güçlendiği bir atmosfer yaşandı. Devamını okuyun »

 

Doğan Tarkan

Türkiye’de iki dillilik tartışması yeni değil. Ancak son zamanlarda iki dilli eğitim talebi ile başlayan süreçte Kürt hareketi iki dilli yaşama fiilen geçmeye çalışıyor. Bölgede Kürtçe daha yaygın kullanılıyor, tabelalar iki dilli hale getiriliyor. BDP’li milletvekilleri TBMM’de sembolik olarak Kürtçe konuştu. Bunlara rağmen, Kürtçe eğitimde ve kamu kuruluşlarında kullanılmadığı takdirde iki dilli yaşama geçilmiş olunmaz. Devamını okuyun »

© 2011 Altüst Dergisi Suffusion theme by Sayontan Sinha