Cihad ve Milliyetçilik: Bir Filateli Öyküsü

0

Atilla Dirim

 

Babam bana ilk defa bir pul hediye ettiğinde, sanırım ilkokul beşinci sınıfa gidiyordum. Ankara Filateli Derneği eski başkanlarından ve sıkı bir Atatürkçü olan rahmetli babam Dr. Özgen Dirim’in bana hediye edeceği pul, elbette bir Atatürk pulu olabilirdi. Atatürk’ün ölümünün birinci yılı anısına çıkartılmış, mavi renkli, güzel bir puldu. Özellikle rengini çok beğendiğim için, bu pulların devamı olup olmadığını sormuştum. Cevap, evet’ti.

İlerleyen yıllarda babamla birlikte pul biriktirmeye devam ettik. Pulların ve diğer filatelik malzemenin ne büyük bir bilgi kaynağı olduğunu öğrenmem fazla uzun sürmemişti. Elime yeni bir pul geçtiği zaman, koleksiyonumuza girip girmeyeceğine karar vermek için baskı adedinden temasına, değerinden tutkal kalitesine kadar pek çok farklı konuyu incelemek durumunda kalıyordum. “Kadınlar Kongresi” neden toplanmıştı acaba? “1936 Boğazlar Mukavelesinin İmzası” serisine konu olan mukavele de neyin nesiymiş? “Hatay Devleti”nin ömrü neden bir yıl sürmüş?

Belki de lisenin ikinci sınıfındayken, üzerinde yeşil ve kırmızı bayrakların bulunduğu bir pul serisi getirmişti babam. Cihad-ı Mukaddes pulları olduğunu söylemişti. Kataloglara bakıyordum, ama bu pullar hakkında bilgi yoktu. Sadece Pulhan katalogunda, bu pulların hangi tarihte ve hangi idare tarafından bastırıldığının bilinmediği, hepsi aynı görünüme sahip olup üzerlerinde “Bilâd-ı Meftuhanın Halaskâr Mısır Orduyu İslâmiyesi Posta Pulu” ibaresinin bulunduğu, yeşil Mısır bayrağı içinde “Cihad-ı Mukaddes” yazdığı belirtiliyordu.

O günlerde hem şimdiki gibi internet olanakları bulunmadığı ve bilgi kaynağına ulaşmak daha zor olduğu, hem de gündem konusu olmadığı için, pulları bir süre daha inceleyip albümlerden birine koymuştum. Ama yıllar sonra, yani birkaç hafta önce bunları tekrar fark ettiğimde, elimde artık daha fazla kaynak vardı.

Alman malı cihad

Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde zarlar atılmış, kartlar karılmıştı. Dünyanın ayrıldığı saflar belliydi; Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya’nın yanında yer alacağı da gün gibi aşikârdı. Nitekim 2 Ağustos 1914’te Almanya ile imzalanan gizli bir anlaşma sonucu, Enver Paşa Almanların desteğiyle imparatorluğun neredeyse tek adamı konumuna gelmişti. Oysa arka planda durum farklıydı. Kontrol neredeyse tümüyle Almanlardaydı. İmparatorluğun Genelkurmay Başkanı, Bronsart von Schellendorf isminde bir Alman generaliydi. Osmanlı Donanması’nın komutanı, Alman Amiral Souchon’du.

Almanların planı, Osmanlı ordularının Kafkasya cephesinde Çarlık Rusya’sını sıkıştırması, İran üzerinden Afganistan’a uzanarak Hindistan’daki İngiliz birliklerini rahatsız etmesi, Mısır üzerinden de Afrika’daki İngiliz ve Fransızları baskı altına almasıydı. Bunun gerçekleşmesi için, söz konusu bölgelerde yaşayan Müslüman halkın Osmanlı ordusu saflarında savaşa girmesi ya da, en azından, Osmanlı ordusuna karşı savaşmaması gerekiyordu. Bu amaçla, Kayzer Wilhelm, Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bütün İslam dünyasını harekete geçirecek bir cihad ilan etmesi çağrısında bulundu.

Böylece İslam Halifesi sıfatıyla Padişah IV. Mehmet Reşat, İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı Cihad-ı Mukaddes ilan etti. Kafkasya seferini Enver Paşa bizzat yürütecek, Mısır seferini ise Cemal Paşa üstlenecekti. Bu seferlerin hazırlıkları hızla ama gizlilik içinde yürütülürken, bir yandan da seferlerin başarılı olması durumunda kullanılacak propaganda malzemeleri hazırlanıyordu. Babamın eve getirdiği Cihad-ı Mukaddes pulları, öyle anlaşılıyor ki, bu propaganda malzemelerine dahildi.

Gizli pullar

Bu pullar hakkında Ernest Kehr, Anton Steichele, Feltus gibi önemli filatelistler bazı bilgiler vermektedir. Kehr, L’Orient Philatelique dergisi’nin Nisan 1954 sayısında, Mısır seferine katılmış olan bir paşayla konuştuğunu anlatır. İsmi belirtilmeyen bu paşa, Kehr’e söz konusu pulların, seferin başarıyla sonuçlanmasından sonra Mısır postanelerindeki pullarla değiştirilmek üzere Harbiye Nazırı’nın bilgisi dahilinde bastırıldığını, ancak Süveyş Kanalı’na yapılan saldırının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, düşman eline geçmemesi için pulları yaktırmak suretiyle imha ettirdiğini, bu esnada da hatıra olması bakımından bir seriyi kendisine ayırdığını anlatır.

Tanınmış filatelistlerden Kâmuran Günseli ise yazdığı bir makalede, konuya ilişkin belgelere dayalı bir açıklama getirir:

“Bizim, Kuvve-i Seferiye komutanı Cemal Paşa’ya atfedilmiş olan Cihad-ı Mukaddes pullarından haberimiz vardı. Ancak ben hiçbir zaman bu hikâyeye inanmadım ve üst düzey filatelist dostum Ekrem Türkay ile bu konuda birçok kez münakaşa ettik. Cevabı bulmak için PTT arşivlerinde birçok araştırma yaptım ve sonunda aradığım cevaba ulaştım. Cevap PTT’nin Posta ve Telgraf Dergisi‘nin Ocak 1918 tarihli 201. sayısının 63. sayfasında, daha sonra tamamının bir kopyasının imparatorluktaki bütün postane müdürlerine gönderilmiş olan bir dokümanda yatıyor.

‘Karargâhlar, Hesap Bölümü, Posta Müdürlüğü, Doküman 209.

Hicaz kuvvetlerimizin bir seferi sırasında Yunanlı bir tacirden büyük bir pul stoğu ele geçirilmişti. Pulların üstünde Mısır’ın Kurtuluşu İçin İslam Ordusu’nun Posta Pulları anlamına gelen “Bilâd-ı Meftuhanın Halaskâr Mısır Orduyu İslâmiyesi Posta Pulu” yazısı vardı. Dizaynın alt tarafında biri kırmızı, biri yeşil olmak üzere iki Osmanlı bayrağı vardı. Yeşil bayrağın ortasında, hilalin içinde Cihad-ı Mukaddes yazısı vardı. Bu sekiz pul 5, 10, 20, 40, 60 para ve 2, 5, 10 kuruş değerinde idi ve posta idaresi veya hükümetin başka bir organı tarafından basılmamıştı. Sözü geçen bu pullar daha sonra Postane Müdürlüğü’ne geri gönderilmiş ve orada yakılmıştır. Eğer herhangi bir kişi bu pulların üstünde olduğu bir mektup getirirse, bu mektup daha ileri derecede araştırmaların yapılabilmesi için bilirkişilere ulaştırılacaktır. 12 Teşrin Sani 1333 (25 Kasım 1917). Posta ve Telgraf Müdürü Hüseyin Haşim.’

Aynı zamanda benzer bir dizaynın resmini de ekliyorum. Bununla beraber, pulun alt kısmında iki tarafında Alman bayrağı olan bir Türk bayrağı var. Sanırım bu pullar da aynı kişiler tarafından basılmıştır.”

Filatelist Ziya Ağaoğulları, “iki Alman bayrağı arasında Türk bayrağı” olan bu pulların “Bilâd-ı Meftuhanın Halaskâr Mısır Orduyu İslâmiyesi Posta Pulu” değil, “Kafkas Ordusu” pulları olduğunu belirtmektedir. Bu bilgi aslında konuya daha derin bir boyut kazandırmaktadır.

“Kayzer’in İslam dünyasındaki gözlemcisi”

Birinci Dünya Savaşı yaklaşırken, başta Suriye olmak üzere, Arap topraklarında Almanların ve Osmanlıların gayrinizami örgütleri cirit atıyordu. Almanların bölgede faaliyet gösteren en önemli istihbaratçısı Max von Oppenheimer isminde bir kişiydi.

Oppenheimer, bir dizi görevin yanı sıra, “Kayzer’in İslam dünyasındaki gözlemcisi” ve “Kayzer’in Şark Başdanışmanı” unvanlarına sahipti. Ekim 1914’te Almanya Dışişleri Bakanlığı’na “Düşmanlarımızın elinde bulunan İslam topraklarında çıkartılacak isyanlar” başlıklı bir rapor sundu. Oppenheimer bu raporda cihad ilanının önemini vurguluyor, birlikte çalışılabilecek yerel ileri gelenlerin isimlerini sayıyor, yerli halka ve hacılara yönelik propaganda faaliyetlerinin yanı sıra, geniş kapsamlı kontrgerilla ve sabotaj faaliyetleri öneriyordu. Bunların arasında Süveyş Kanalı’na sabotaj düzenlenmesi ve Bakü’deki petrol havzalarının havaya uçurulması gibi öneriler de yer alıyordu.

Savaşın patlak vermesinin ardından Teşkilat-ı Mahsusa üyeleriyle birlikte çalışmaya başlayan Oppenheimer, 1915 yılında Hicaz’a giderek Şerif Hüseyin’i Almanya’nın (ve dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun) saflarına kazanmaya çalıştı. “Şark Haberalma Servisi”ni yöneten Oppenheimer, Teşkilat-ı Mahsusa üyesi Hacı Sami Bey’in desteğiyle suikastlar planladı, propaganda yazıları ve okuryazar olmayan halkın anlaması için sadece görsel malzemeden oluşan bildiriler hazırladı.

Kim tarafından nerede basıldığı belli olmayan Cihad-ı Mukaddes pullarının kaynağı hakkında şu anda sadece spekülasyonlar üretebiliyoruz. Osmanlı pulları, İstanbul matbaalarından istenilen verim ve kalitenin alınamaması nedeniyle, genellikle Avrupa ülkelerinde, özellikle de Paris’te basılıyordu. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte bu imkân ortadan kalktığı için, eski pulların üzerine İstanbul’daki Arşak Garoyan Matbaası’nda sürşarj yapılması suretiyle pul ihtiyacı karşılanıyordu. Az sayıda yeni pul serisinin basımı ise Viyana’da gerçekleştirilmişti.

Üzerinde “Osmanlı Postaları” ibaresi bulunmayan Cihad-ı Mukaddes pullarının arkasında Oppenherimer’in bulunduğunu düşünmemiz herhalde mümkündür. Hazırladığı sayısız propaganda malzemesinden biri de, muhtemelen Almanya’da – ya da Viyana’da – büyük bir gizlilikle bastırdığı, herhangi bir kaydın söz konusu olmadığı bu pullar olabilir. Hem Mısır seferi, hem de Kafkas seferi için ayrı ayrı hazırlanmış seriler olduğu gerçeği, bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.

Ümmetçilik vs milliyetçilik

Ancak Almanya’da dizayn edilmiş olan bu cihad, netice itibarıyla, tıpkı pullar gibi, henüz tedavüle bile giremeden imha edilmişti. Almanya ve Osmanlı imparatorluklarının kâfirlere karşı kutsal savaş çağrısı İslam toplulukları arasında en küçük bir heyecan uyandırmamıştı; çünkü Halife tarafından savaşmaya davet edildikleri düşmanların, yani İngilizlerin milliyetçi fikirleri ümmetçiliğe baskın çıkmış, geçmişte kalan, bugünü simgeleyene mağlup olmuştu.

Share.

About Author

Leave A Reply