Kitap: Stalinist Rusya’nın panoraması: Yaşam ve Yazgı

0
  • Yaşam ve Yazgı
  • Vasili Grossman
  • Can Yayınları, 2012

Rus yazar Vasili Semyonovich Grossman’ın en önemli eseri Yaşam ve Yazgı (Zhizn I Sub’da) Türkçe yayınlandı. Yaşam ve Yazgı Stalingrad savunmasını anlatarak başlıyor ve İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine kadarki süreyi anlatıyor.

Birçok eleştirmene göre Vasili Grossman Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri. Klasik bir Rus yazarı. Çehov’u beğeniyor ve ondan, onun üslubundan etkilenmiş. Bazı eleştirmenlere ve Yaşam ve Yazgı’yı İngilizceye çeviren Robert Chandler’e göre çağdaş bir Çehovcu. Yaşam ve Yazgı’nın bazı bölümleri Çehov’un hikayeleri gibidir.

Kimileri onu Lev Tolstoy ile, Yaşam ve Yazgı’yı ise Harp ve Sulh ile karşılaştırıyor ve kanımca bunlar doğru karşılaştırmalar. Grossman ve Tolstoy aynı kategoride yazarlar.

Grossman, 12 Aralık 1905’te Ukrayna’nın Berdishev köyünde doğmuş bir Yahudi. Berdishev bir Yahudi köyü. Alman işgali sırasında Naziler Berdishev’in tüm nüfusunu katlediyor. Grossman’ın annesi de öldürülenler arasında. Grossman bu katliamı ve annesinin de katliam sırasında öldürüldüğünü Rus ordusu ile birlikte Berdishev’e geldiğinde öğreniyor.

İlk kitaplarından birisi Berdishev’in Yahudi yaşamını anlatıyor, ikincisi ise Donbass maden işçilerini. Bunlar sosyalist gerçekçi eserler ve zamanın Rus edebiyat çevrelerinin derin ilgisini ve desteğini kazanıyor. İlk büyük romanı Haklı Bir Dava İçin (Za Pravoe Dalo) 1952’de yazıldı. Haklı Bir Dava İçin de sosyalist gerçekçi bir roman ve aslında Yaşam ve Yazgı’nın ilk bölümü. Bu kitaplardaki kişilerin önemli bir kısmı her iki kitapta da yer alıyor.

Haklı Bir Dava İçin Stalinist Rusya’yı anlatır, rejimi eleştirmez, ama stalinizmin anti-semitizmini ve “Yahudi Temizliği”ni anlatır. Ve herhalde 1953’te Stalin ölmeseydi Grossman’ı çok iyi olmayan bir gelecek bekliyordu.

Grossman’ın 1943’te yazdığı Ölümsüz Halk Stalin Ödülü’ne aday gösterilir, ama seçici komite ödülü Grossman’a vermek istemesine rağmen Stalin’in vetosu ile ödülü kaybeder.

Grossman çok başarılı bir savaş muhabiridir. Kızıl Yıldız gazetesine yazar. Renkli, can yakıcı bir anlatımı vardır. O kadar ki, Grossman’ın yazılarını okuyan askerler ve subaylar Grossman’ı askerlikten anlayan birisi, belki bir subay sanırlar. Oysa Grossman askerlikten anlamaz. Sadece gördüklerini yazar.

Muhabirlik yazıları onun ilk kez Tolstoy ile karşılaştırılmasına neden olur. Tolstoy’un da savaşta yer almış ve askerlikten anladığı söylenir. Oysa Tolstoy anlattığı Napolyon Savaşları’ndan 50 yıl sonra Harp ve Sulh romanını yazmıştır ve o da askerlikte hiç anlamaz.

Yaşam ve Yazgı Türkçe’de üç cilt olarak çıktı. Çok kapsamlı bir roman. Sadece savaşı, Nazi toplama kamplarını, Stalinizmi anlatmıyor, o dönemin, savaş Rusya’sının panoramasını veriyor. Bu nedenle çok etkili. Fotoğraf gibi, ama bir fotoğraf gibi soğuk değil, canlı, insanı etkileyen bir anlatım. Yazılmasından bunca yıl sonra dahi insanı sarsarak etkiliyor.

Romanda 100 kadar önemli karakter var. Hepsinin etkileyici, hatta sarsıcı hikâyeleri var. Kitabın temel kahramanı Viktor Shtrum. Bir diğer kahraman Lev Landau Yahudi ve fizikçi. Yahudi olduğu için işten atılır. “Çalışman Yahudi kokuyor” denir. Aslında bu karakterler Grossman’dır. Kendisini anlatıyor.

Bombardıman altında ilk aşk, insanlık tarihinin en büyük tank savaşı, Nazi toplama kamplarının yanı sıra Rus toplama kampları anlatılıyor ve insanın içini burkuyor.

Yaşam ve Yazgı Stalingrad’da savaşan Rus ordusunun özgürlük için savaştığını, bu nedenle zafer kazandığını anlatıyor. Ama Rus askerler sadece Nazilere karşı değil, aynı zamanda Stalinizme karşı da savaşıyor. Birçoğunu aileleri, arkadaşları toplama kampındadır ya da Stalinistler tarafından öldürülmüştür. Bir asker anlatır, eski bir Bolşeviktir, “Moskova’dan, Leningrad’dan, Rusya’nın başka şehirlerinden Sibirya’ya erkek, kadın insan taşıyan yük trenlerini gördüm.” Kitabın kahramanlarından Yershov “Hitler’e karşı zafer aynı zamanda annesinin, kız kardeşlerinin ve babasının olduğu toplama kamplarına karşı da bir zafer olacaktır” diyor.

Stalingrad’da kazanan özgürlük ruhudur.

İkinci kitabın 48. bölümü Yahudileri taşıyan trenin Auschwitz’e girişini anlatıyor. Sovyet Rusya’da orta yaşlı bir doktor olan Sofya Levinton o trenin içinde ve onunla aynı yük vagonunda 6 yaşındaki David var. Yalnız ve korkuyor.

David benim oğlumla aynı yaşta. Trendeki herkes kaybolmuş. Kimse kimsenin farkında değil. Hayvan sürüsü gibi iteleniyorlar. David yerlerin soğukluğunu hissediyor. Bir ara küçük eli Sofya’nın elini tutuyor. Birbirlerini tanımıyorlar, ama ayrılmıyorlar. İtile kakıla ayrışma noktasına geliyorlar. Sofya çalışacaklar kısmına geçerek yaşamını uzatabilir, ama o bunu istemiyor. David ile el ele gaz odasına giriyorlar. Çırılçıplak. Gaz yavaş yavaş geliyor, gidiyorlar. Sofya biliyor, öldüğünü biliyor, ama David’i bırakmıyor. O küçücük insan onun. Kucaklaşıyorlar ve birlikte Nazilerin kim bilir kaçıncı kurbanı oluyorlar. Gaz, Sofya’nın boğazını yakıyor, düşüncelerini allak bullak ediyor, acı çekiyor, ama David’e sarılırken “anne oldum” diyor. Bu onun son düşüncesi. Ama kalbi hâlâ yaşıyor. Yaşayan ve ölü bütün insanlığa acıyor. Midesi bulanıyor, David artık onun bebeği ve kendisi de ölüyor. Artık o da cansız bir bebek.

Grossman kitabın bir başka yerinde de Berdichev’de ölen Viktor Shtrum’un annesinin mektubunu yazıyor. Anna Semyonovna oğluna ölümünden önce sesleniyor. Anna Semyonovna karakteri aslında Berdichev’de ölen Grossman’ın annesidir. Grossman karısı istemediği için annesini yanına alamaz. Köyde kalan annesi köy Nazilerin işgaline girince köyün bütün diğer insanları gibi öldürülür.

Annesini mektubu “Küçüğüm, etrafındaki insanlarla, sana annenden daha yakın olan insanlarla birlikte daima mutlu ol. Beni affet” diye bitiyor.

Grossman daima annesinin öldürülüşünü düşünmüş. Kim öldürdü annemi, nasıl gitti ölüme, nasıl öldürüldü, nasıl yere düştü? Bunları hep düşünür Grossman.

Savaş muhabiri olarak Majdanek ve Treblinka toplama kamplarına ilk giren Rus askerleri ile beraberdir. Treblinka korkunçtur. Bir tarafta yanan insan vücutlarından oluşmuş tepeler, korkunç bir yanık et kokusu, diğer yanda insanlıktan çıkmış az sayıda Yahudi. Yaşayamayacak kadar zayıf, bitmiş insanlar.

Almanların 1943’te Stalingrad’da teslim olmasından sonra Rus ordusunun Ukrayna’yı kurtaran birliklerinin içinde Grossman da vardır. Büyük çoğunluğu Yahudi olan 100 bin kişinin öldüğü Babi Yar’ı öğrenir Grossman. Berdichev’de, annesinin ölümünü öğrenir.

Yaşlı Öğretmen ve Yahudisiz Ukrayna bu yaşadıklarını ve öğrendiklerini anlatır.

Stalingrad yenilgisinden hemen önce Himmler sonun gelmekte olduğu fark edip kamplarda öldürülenlerin hızla yakılmasını ister. Kanıtları ortadan kaldırmak ister, ama yenilgi Nazilerden daha hızlıdır. Rus ordusu Treblinka’ya girince Grossman çok önemli gözlemleri toplar. 1944’te yazılan Treblinka Cehennemi adlı kitap bunları anlatır. Grossman’ın anlatımı çıplak, acımasız ve çok çarpıcıdır.

Treblinka’da yerel köylülerle ve kampın katliamından kurtulabilmiş 40 kişiyle konuşur. Bu konuşmalarla kampın nasıl işlediğini, nasıl bir ölüm makinesi olduğunu saptar.

Treblinka’da bulduğu Almanca bir talimat kitabında yer alan şu ifadeler Nazilerin nasıl soğukkanlı katiller olduğunu gösteriyor: “Kadınlar ve çocuklar ayakkabılarını çıkarmalı. Çoraplar ayakkabıların içine konacak. Düzenli, tertipli olun. Banyoya girerken yanınızda kimlik belgeleriniz ve havlu bulunsun”

Kamplar hakkında daha sonra yazan Primo Levi ya da Claude Lanzmann gibi dikkatli değildir.

Treblinka Cehennemi, Nürnberg’de Nazileri yargılayan mahkeme tarafından en önemli delillerden biri olarak kullanılır.

Savaştaki Yazar adlı kitabında ise Yahudi katliamının bir başka yanı öne çıkar. Kitabın son bölümünde Stalinist Rusya’nın anti-semitizmi insanı çarpar. Stalinizm Yahudi katliamını gözlerden gizlemeye çalışır, katliamın boyutlarını küçültür ve 1953’te Yahudi Anti Faşist Komitesi imha edilir. Grossman 1943-1946 yılları arasında bu komitede aktif olarak çalışmıştır. Stalin’in ölümü onun yaşamasını sağlar.

Stalin’in yığınsal anti-semitik kampanyası Grossman için sürpriz değildir.

BBC radyosunda radyo tiyatrosu da olan Yaşam ve Yazgı’nın bütün el yazması kopyalarına evini basan KGB ajanları tarafından el konur. KGB ajanları kitabın yazıldığı daktilonun şeritlerine bile el koyar. Kitabın basılması reddedilir.

SBKP Politbüro üyesi Mikhail Suslov, Grossman ile görüşür. Suslov bu kitabın belki 250 yıl sonra yayınlanabileceğini söyler, “Pasternak’ın Doktor Jivago’sundan bile daha  tehlikeli” olduğunu da anlatır.

Grossman için Yaşam ve Yazgı hayatının eseridir. Kruşçov’a yazdığı mektupta şöyle der:  “Kitabıma özgürlüğünü geri verin. Kitabım KGB ajanları tarafından değil, edebi çevrelerce tartışılsın ve değerlendirilsin. Bütün yaşamımı adadığım kitabım özgür değilken benim özgür olmamın anlamı ne?”

Grossman’ın özgür olması anlamsızdır. Yaşam ve Yazgı ancak Gorbaçov döneminde Rusça olarak yayınlanır.

Grossman kitabının iki el yazması kopyasını edebiyat ile ilgisi olmayan iki arkadaşına vermiştir. Bu kopyalardan biri 1981’de Rusça olarak Lozan’da basılmış. İngilizce baskısı 1985’te ve bu ilk baskının satışları çok düşük. Satışlar daha sonra artıyor ve Yaşam ve Yazgı daha çok okundukça Grossman’ın başka kitapları da çevrilmeye ve Avrupa dillerinde basılmaya başlıyor. Yaşam ve Yazgı’nın Türkçe satışları nasıl, bilmiyorum, ama okurların bir süre sonra Grossman’a gerekli değeri vererek onu Çehov ya da Tolstoy kadar çok okuyacaklarına inanıyorum. Grossman ve Yaşam ve Yazgı bunu hak ediyor.

Grossman 14 Eylül 1964’te, Berdishev’deki Yahudi katliamının 23’üncü yıldönümünde öldü. Kitabının basılışını göremedi. Yoksulluk içindeydi. Ama bugün Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor.

Yaşam ve Yazgı’da mutlu bir son yok. Baştan sona acı bir kitap. Aynen Rus toplumunun Stalinizm altında yaşadıkları gibi, aynen Vasili Grossman’ın yaşadıkları gibi.

Doğan Tarkan

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply