1936 İspanya: Dünya devriminin son umudu

0

Şubat: İspanya Sosyalist Partisi ve İspanya Komünist Partisi’nin oluşturduğu Halk Cephesi iktidara geldi. Temmuz: General Franco liderliğindeki ordu devrimi ezmek için ayaklanma başlattı. Kitesel sendikalar UGT ve CGT genel grev çağrısı yaparken, işçiler kendi özyönetim organları yaratmaya başlamıştı. İşçiler ve yoksul köylüler faşizmi yenmek ve işçi iktidarını kurmak isterken Halk Cephesi hükümetinin derdi İspanya’da sosyalist devrimi engellemekti. 

SSCB, Batı emperyalizmiyle “barış içinde bir arada yaşamayı” savunuyor, askerî ve malî olarak desteklediği İspanya Komünist Partisi devrime önderlik etmek içinde değil, devrimi engellemek için çalışıyordu.

Dünya devrimi için son umut

İspanya’da Prima de Rivera liderliğindeki on yıllık diktatörlük dünya krizinin etkilerine dayanamayarak yıkılmış ve 1931 yılında yapılan belediye seçimleri sol partilerin ve cumhuriyetçilerin zaferiyle sonuçlanmıştı. Bu seçimlerin sonucunda önce Barcelona, sonra Madrid’de cumhuriyet ilan edildi. Ülke 1933’e kadar İspanya Sosyalist Partisi (PSOE) lideri Fransisco Largo Caballero ve liberal burjuvazinin lideri Manuel Azana önderliğinde bir burjuva hükümeti tarafından yönetildi.

Bu hükümet çokça reform vaat etmesine rağmen, küçük reformlar yapan bir hükümetti. Ancak küçük reformlar dahi üst sınıfların bu hükümete düşman kesilmesi için yeterliydi. Sınıf çelişkileri keskinleşmeye başlamıştı. Cumhuriyetçi burjuvazinin bir kanadı, yeni bir parti olan İspanya Özerk Sağ Konfederasyonu (CEDA) ile ittifak kurdu. Bu parti büyük toprak sahipleri, sermaye sahipleri, monarşistler, önde gelen ordu mensupları ve Katolik Kilisesi’ne yaslanıyordu. Mussolini ve Hitler’den açıkça etkilenen CEDA 1933 seçimlerini kazandı. Bu zafer reformist PSOE ve ona bağlı UGT sendikası liderleri tarafından bile ciddi bir tehdit olarak algılanmış ve bu sağcı ittifaka karşı durmak için daha küçük işçi sınıfı örgütleriyle birleşerek İşçi İttifakı kurulmuştu.  Ekim 1934’te bir komün ilanı ile sonuçlanan bir madenciler grevi gerçekleşse de, işçiler arasında en güçlü örgüt olan anarko-sendikalist CGT’nin genel bir harekete katılmayı reddetmesi üzerine bu hareket kolaylıkla bastırılmıştı.

CEDA’nın iktidarı işçi sınıfı açısından karanlık bir dönemdi. Solcular, 1934-36 arası bu dönemi ‘iki kara yıl’ olarak adlandırıyordu. Hükümet, General Franco önderliğindeki ordu ile işçilere kan kusturuyordu. Caballero dâhil olmak üzere tüm solcu liderler tutuklanıyordu.  CEDA, kendisine bağlı faşist birlikler olan Falanjist örgütlenmesini kurmuştu. Falanjistlerin estirdiği terörün rakamları şöyleydi: sadece dört aylık bir süreçte 269 kişiyi öldürmüş; 1287 kişi sokak çatışmalarında yaralanmış, 381 bina zarar görmüş, 43 gazete ofisi saldırıya uğramış, 146 bombalı saldırı olmuştu.

Bu dönemde küçük olan stalinist Komünist Partisi (PCE), Halk Cephesi politikalarını savunuyordu. Halk Cephesi politikası işçi sınıfı örgütlerinin cumhuriyetçi burjuvazi ile ittifak kurması anlamına geliyordu. PCE şöyle söylüyordu: “Tek amacımız cumhuriyet ve mülkiyeti korumak”.

Halk Cephesi

PSOE ve PCE’den oluşan Halk Cephesi 1936 Şubat’ında iktidara geldi. Temmuz ayında General Franco önderliğinde cumhuriyete karşı askerî bir ayaklanma başladı. Cumhuriyetçi hükümet bunun bir darbe olduğunu reddediyordu, hatta bu yönde bir açıklama bile yayınladı. Halk Cephesi politikacılarının korkaklığı Franco’nun işini kolaylaştırıyordu. Ancak darbeye işçi sınıfı grevle cevap verdi. UGT ve CGT genel grev çağrısı yaptı. Grev salt işyerleriyle sınırlı kalmadı, genel bir ayaklanmaya dönüştü. İşçiler pek çok yerde kışlaları ele geçirmeye, askerleri silahsızlandırarak silahlara el koymaya başladı. İşçiler kendilerini silahlandırmayı reddeden Halk Cephesi sözcülerine kulak asmadıklarında neredeyse her yerde başarılı oluyorlardı.

İşçilerin tepkisini hiç hesaba katmayan faşist darbeciler, İspanya’nın yarısından fazlasında kontrolü ele geçiremiyorlardı. İşçiler antifaşist direniş komiteleri kurmuşlardı ve direniyorlardı, ancak darbecilerin kolaylıkla teslim olmaya niyeti yoktu. Üç yıl sürecek olan İspanya İç Savaşı başlamıştı.

Doğrudan demokrasi

İşçiler fabrikaları kolektifleştiriyor, köylüler işçilerin onları koruyacağı güveniyle toprakları paylaştırıyorlardı: İkili iktidar durumu ortaya çıkmıştı. İşçi komiteleri merkezî bir komite ile bağlanarak, faşistlere karşı savaşabilirdi. Düşman da, burjuva hükümet de son derece merkezî örgütlenmişti. Kazanmanın tek yolu, Rusya’daki gibi Tüm Sovyetler Komitesi oluşturarak savaşı merkezîleştirmekti, ancak hareket içinde büyük bir güç olan anarko-sendikalistler her türlü merkezî örgütlenmeye karşıydı.

Merkezîleşememe sorunu faşistlerin hızla pek çok bölgeyi ele geçirmelerine yol açtı. İşçiler kahramanca direnmelerine rağmen Madrid ve Katalonya dışında neredeyse tüm direnişler başarısızlıkla sonuçlanıyordu.

Halk Cephesi, işçilerin kendi organlarını kurmasından rahatsızdı. SSCB, sadece PCE’ye silah yolluyordu. PCE, Halk Cephesi içinde büyümeye başladı. Katalonya’da büyüyen işçi denetimine karşı nihayet Halk Cephesi harekete geçti. PCE, PSOE ve burjuvaların içinde yer aldığı hükümet komitelerin feshedilmesini emretti. Devrimci marksist bir örgüt olan POUM ve anarkosendikalist CNT bu karar hakkında pek yorum yapmadı. Bir süre karara direndiler, ancak 1937 yılına gelindiğinde Katalonya dışında her yerde devrimci işçi hareketi ezilmişti.

Mayıs 1937, son direniş ve karşı devrimin sonuçlandığı tarih oldu. Barcelona’da CNT’nin kontrolünde olan ve hükümetle devrimci işçi hareketi arasındaki iletişimi yönlendiren telefon santraline, PCE üyesi Katalan polis şefi Rodriguez Salas tarafından saldırı emri verildi. Santraldeki işçiler saldırıya mitralyözlerle yanıt verdi. Genel grev başladı. CNT ve POUM’lu militanlar ile PCE ve Katalan milliyetçilerinden oluşan Halk Cephesi birlikleri arasında sert çatışmalar yaşandı, 300 kişi öldü. Ancak hükümetle işbirliği yapma eğilimindeki CNT bir süre sonra silah bırakma çağrısı yaptı, POUM da bu çağrıya uydu. İktidarı alabilecekken, geri çekildiler. Bunun ardından karşı devrim tüm devrimci işçilere ve liderlerine dönük bir terör dalgası başlattı. Silahlı hükümet birlikleri 8 Mayıs’ta kontrolü ele geçirdi.

Halk Cephesi’nin bu politikaları sonucu faşistler kısa bir süre sonra işçi hareketini ezerek, iktidarı ele geçirmeyi başardı. Umut, bizzat stalinistler tarafından boğazlanmıştı, işçilerle birlikte…

Share.

About Author

Leave A Reply