Oyun değil korkunç plan: Balyoz darbesi

0

Arife Köse – Mücteba Kılıç

Balyoz Darbe Planı davasının şu aşamasında orduda görev yapan generallerin yüzde 10’u tutuklanmış durumda. Demek ki, Balyoz Davası geçmişe ait bir darbe planı davası değil, muvazzaf askerleri kapsayan bir dava. Asıl önemi de buradan geliyor zaten. Biz de, binlerce sayfalık belge, power point sunumu, CD’nin havada uçuştuğu bu davayı adım adım, kafalardaki bütün soru işaretleriyle birlikte irdeledik.

Balyoz İddianamesi nedir?

Balyoz’un 963 sayfalık iddianamesine göre 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, Kasım 2002’de AKP hükümetini devirmek için bir darbe planı hazırladı: Balyoz Harekât Planı. Plana göre, bu darbeyi yapabilmek için önce ülkede kaotik bir ortam yaratmak gerekiyordu. Bunun için de bir cuma namazı sırasında Fatih ve Beyazıt camileri bombalanacak, bir Türk savaş uçağı düşürülecek, ülkede irticai unsurların ayaklandığına dair bir hava yaratılacaktı. Darbeye ortam hazırlayan bu eylemler Çarşaf, Suga, Oraj ve Sakal adlı planlarda belirtilmişti. Balyoz, Çarşaf, Suga, Oraj ve Sakal planlarının bir provası 5-7 Mart 2003’te İstanbul’da Çetin Doğan’ın önderliğinde düzenlenen Plan Semineri’nde yapıldı. Darbeden sonra kurulacak Millî Mutabakat Hükümeti’nin kimlerden oluşacağı belirlendi. Seminer aslında muhtemel bir Türk-Yunan savaşına dönük Egemen Harekât Planı’nı konu alıyordu. Bu bir dış tehdit senaryosuydu. Orgeneral Doğan buna, Türk-Yunan savaşı çıktığında İstanbul ve Kocaeli’nde irticai kesimlerin ayaklanmaya kalkıştıkları bir iç tehdit senaryosu ekledi.

Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Çetin Doğan’a “Seminerde sadece dış tehdidi görüşün, iç tehdit senaryosunu görüşmeyin. Onu başka bir zaman görüşürsünüz, ama önceden bize bildirmeniz koşuluyla” şeklinde talimat gönderdi. Talimatın altında Orgeneral Başbuğ’un imzası vardı. Çetin Doğan ise bu talimatı uygulamak yerine iç tehdit senaryosunu da içerecek şekilde Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’yu (OEYTS) hazırlayıp yeniden KK’ya ve 1. Ordu’ya bağlı birliklere gönderdi. Aytaç Yalman, Çetin Doğan’ın darbe girişimini Hilmi Özkök’e iletti ve Özkök, Çetin Doğan’ın 1. Ordu’daki tüm yetkilerini elinden aldı.

Bavulda neler vardı?

Bu bilgiler Ocak 2010’da Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu’ya ‘Faith’ marka bir bavul içinde bir asker tarafından teslim edildi. Bavulda 5000 sayfadan fazla belge, 19 adet CD ve 10 teyp kasedi vardı. Belgelerde Çetin Doğan’ın isminin bulunduğu Balyoz Harekât Güvenlik Planı, power point sunumları, Birinci Ordu Harekât Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeri’nin darbe hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda aldığı özel notlar, Çarşaf ve Sakal eylem planları, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın altında isminin olduğu Oraj Harekât Planı, dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in altında isminin bulunduğu SUGA Harekât Planı ve fişleme listeleri bulunuyor.

balyozdarbeplaniSes kayıtlarında neler var?

Bavuldan çıkan kasetlerde, 1. Ordu Komutanlığı’nda 5-7 Mart 2003’te yapılan Plan Semineri’nin ses kayıtları var. Kayıtlar Çetin Doğan’ın isteğiyle tutulmuş. Doğan bu kayıtların Plan Semineri’ne ait olduğunu doğruladı. Seminer’e 162 asker katılmıştı. Doğan’a ait ses kayıtlarının bazıları şöyle: “İçteki birlik bütünlüğümüz nasıl sağlanır? Arkadaşlarımız bu konuyu gündeme getirdiler. Millî birliğin ve beraberliğin oluşmasında evvela inandırıcı, millî birliği sağlayıcı bir hükümetin varlığıyla olur. Dini öne çıkartan, ümmet anlayışını öne çıkartan bir anlayışla millî birliğimiz asla sağlanamaz.. Ama şimdiki dönemde ulusal çıkarlarımız ulus devlet olmanın özelliğinden dolayı ulusal birliğimizde. Bunun için de her şeyden önce hükümetin ve meclisin kendisine çekin düzen verdirici; ben onu söyleyeceğim Genelkurmay Başkanı’na, Kuvvet Komutanı’na. Diyeceğim ki, siz meclisi ve hükümeti uyarıcı, bu gidişe dur deyici bir ultimatom verin gerekirse.”

“Bu ülkede gerçek vatansever ne yapacak? Buna karşı bundan evvel olduğu gibi onlara karşı bir harekat icra edebilecek yeni bir oluşum ortaya çıkacak.. Bu oluşum içerisinde, oy durumuna baktığımızda, yüzde 80’e yakın bir rakam var. Yani bunların da örgütlenmesi, organize olması halinde irticai unsurlara karşı yapılabilecek bir harekâtın olabileceğini göz ardı etmemek lazım.. 12 Eylül öncesinde ülkeyi yangın yerine çevirmişlerdi, her gün 50 tane insan ölüyordu, sağ-sol birbirine girmişti. Ama 12 Eylül darbesi bunların hepsini ortadan kaldırdı. Ülke süt liman hale geldi.. Bana göre yapılacak harekât tarzı 12 Eylül gibi bir harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle uygulanmasıdır.”

“Bunlar kararlarını vermişlerdir, bu ülkeyi bölecek, parçalayacak ve ülkeyi başka bir rejimin içerisine taşıyacaklardır. Böyle davranan bir halka karşı da acımasızca hareket etmek bizim görevimizdir.”

Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo amacını aştı mı?

Çetin Doğan’ın hazırladığı Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo şöyle: Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmak üzere. Terör eylemleri ülkeye yayılmış durumda. AB’yle ipler kopuyor. Yunanistan kara sularını 12 mile çıkarıyor ve bir Türk uçağını düşürüyor. Bu esnada irticai eylemler sonucunda çok kişi ölüyor, dükkânlar yağmalanıyor. Hükümet sıkıyönetim ilan ediyor.

Balyoz belgeleri ortaya çıktıktan sonra Askeri Savcılığın görevlendirdiği Kurmay Binbaşı Ahmet Erdoğan hazırladığı raporda bu senaryonun tartışıldığı seminerin ‘başlangıçta konulan maksatlardan uzaklaştığını’ belirtiyor. Ayrıca seminerde bazı siyasetçilerin fotoğrafının kullanıldığını ve ordunun yetki alanının dışına çıkan konuşmaların yapıldığını tespit ediyor. Savcılar, Plan Semineri’nin darbenin üstü örtülü bir provası olduğunu söylüyor. Çünkü bu seminerdeki bazı ifadelerin çok benzerleri Balyoz, Suga, Oraj, Çarşaf ve Sakal planlarında geçiyor (19 ifade Balyoz’da, 3 ifade Suga’da, 2 ifade Millî Mutabakat Hükümet programı metninde, 3 ifade Oraj’da geçiyor).

Kanıtların yer aldığı CD’ler gerçek mi?

Bu konuda özellikle 11 No’lu CD’nin içinde bulunan tarihlerde tutarsızlık olduğu iddiaları kafalarda karışıklık yarattı. Balyoz, Suga, Oraj, Çarşaf ve Sakal planları bu CD’nin içinde. Ama CD’nin iddia edildiği gibi 2003 yılı ve öncesine ait olduğuna dair şüpheler var. TÜBİTAK, CD’lerin 2003 yılında oluşturulduğunu söyledi, askerî bilirkişi raporu ise CD’lerin 2003 yılından sonra oluşturulduğunu iddia etti. 2003’te hazırlandığı söylenen 11 no’lu CD’den çıkan belgelerde 2006, 2008 ve 2009 yıllarına ait dernek, şirket ve kurum bilgilerine rastlandı. Tabii ki CD’nin içindeki tarihlerin oluşturulma tarihinin kesin olarak mahkeme tarafından ortaya çıkarılması gerekiyor, ancak 11 No’lu CD Balyoz’un bir darbe planı olduğuna dair kanıtların çok küçük bir kısmını oluşturuyor.

Yukarıda iki örneği verilen ve yaklaşık 300 sayfayı bulan ses kayıtları, power point sunumları var.

Bu listeler ve belgeler orduda düzenli aralıklarla güncelleniyor, dolayısıyla 2006, 2008 ve 2009 yılında kurulmuş kurum ve şirketlerin adının belgelerde yer alması doğal. Ayrıca Gölcük Donanma Komutanlığı’nda döşemenin altına saklanmış olan ve ‘Balyoz’ ve ‘Oraj’ harekât planı başlıklı tutanağın 16 ile 17. sayfalarında plan kapsamında alışveriş merkezlerinin kontrolüne dair bilgileri içeren hard disk’in son kaydetme tarihinin 18 Şubat 2003 olduğu teknik inceleme sonucunda kanıtlandı. Balyoz’un darbe planı olmadığını iddia edenlerin, ses kayıtları ve power point sunumlarını da açıklamaları gerek, ama nedense güncellenmiş olma olasılığı çok yüksek olan CD’ler dışındaki kanıtlar hakkında hiç konuşulmuyor.

kozmik-sirlar-aciklansin_suclular-yargilansinGölcük’te bulunan belgelerin önemi nedir?

İstihbarat Binbaşı Kemalettin Yakar’ın başında olduğu birimdeki bir odada döşemenin altına gizlenen belgeler, dökümü yapıldıktan sonra 43 klasör halinde Balyoz davasının görüldüğü mahkemeye gönderildi.

Bu delillerin bizzat bir askerî birimde ele geçirilmiş olması savunmanın “bu deliller dışarıda üretildi” argümanını da bitiriyor. Ayrıca, bu deliller bizzat savcı tarafından askerlerin gözetiminde bir istihbarat subayının odasının altına oluşturulmuş gizli zulada ele geçirildi.

Yeni ortaya çıkan belgelerde Çetin Doğan’ın AKP iktidarının ikinci haftasında 17 Aralık 2002 tarihinde komutası altındaki birliklere şu emri gönderdiğini görüyoruz:

“Son zamanlarda bazı çevrelerin Anayasal Devlet düzenimizin temelini oluşturan laiklik ilkesini kendi çıkar ve amaçları doğrultusunda yorumlayarak, kamu hizmetlerinin yerine getirildiği, başta öğretim kurumları olmak üzere, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında türban kullanılmasında ısrarlı davrandıkları gözlemlendiği ilgi ile bildirilmiştir.”

Gölcük’te bulunan en kritik delil hard disk. CD’ler üzerinde yapılan kriminal inceleme o CD’nin kaynağı hard disk bulunmadıkça tartışmalara neden oluyor. CD’lerden çıkan belgelerin yan delillerle desteklenmesi gerekiyor. Oysa hard disk incelemeleri kesin sonuç verir. Bu nedenle Gölcük’ten çıkan en kritik delil, hard diskler ve içlerindeki Oraj ve Suga harekât planları.

Komutanların tutuklanması gerekli miydi?

Balyoz davasında 163 sanık hakkında tutuklama kararı veren İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, kararına, “kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması”nı dayanak yapmıştı. Kuvvetli suç şüphesi gösteren olguların bulunduğu belgelere örnek olarak, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına tarafından Ocak 2003 tarihinde Hava Pilot Tümgeneral Korcan Pulatsü’ye gönderilen “Özel Direktif” konulu “çok gizli” belgede, AKP’nin iktidar olduğu 2002 seçimlerinin ardından “irticai unsurların” güç kazandığı ve “dini esaslara dayalı bir yönetim sistemi kurmayı hedefledikleri” anlatılıyor.

Balyoz darbe planı yıllar önce yapılmış bir plan. Bu davanın bütün parçalarını bir araya getirip bütün bir resmi çıkarmak gerçekten zor bir iş.

Çetin Doğan’ın defterinde 2003 yılında gerçekleşen Sinagog bombalamalarının kırmızı kalemle yazıldığı ortaya çıktı. HSBC bankasının bombalanmasının ardından tankların EMASYA Protokolü çerçevesinde şehir sokaklarında dolaştığını yıllar sonra Newsweek’ten öğrendik. El-Kaide’nin yaptığı iddia edilen bombalamaların Çetin Doğan’ın defterinde ne işi vardı?

Beş yüz kişi bir araya gelip darbe planı yapar mı?

Balyoz planı çerçevesinde ortaya çıkan tüm delillerden anlaşıldığı üzere, bu planın görüşülmesi sırasında konuşulan her şey, ordunun meşru hakkı olarak görülüyor. Tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi, ülkeyi “süt liman yapmak, bölücü ve irticai faaliyetlere son vermek için, öyle davranan bir halka karşı acımasızca hareket etmek” ordunun görevi olarak görülüyor. Darbe yapmayı bu kadar meşru bir hak olarak gören bir ordu açısından kaç kişi ile darbe planı yaptığının, bunun kayıtlarının gizlenip gizlenmediğinin önemi yoktur. Bu zihniyete göre ordu ‘görevini’ yapmaktadır.

Balyoz Darbe Planı hayata geçirildi mi?

Balyoz, 2003 yılı Mart ayından itibaren hayata geçirilmeye başlanan bir darbe planı. Gölcük’te ortaya çıkan Oraj Hava Harekât Planı’nda Genel Sekreter Hava Pilot Kurmay Albay A. Bertan Nogaylaroğlu tarafından imzalanmış iki sayfalık bir belgede: “Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan hazırlıkların Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından öğrenilmesi engellenecek, Komutana gelecek her türlü bilginin önü kesilecektir. Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan hazırlıkların öğrenilmesi durumunda çalışmaların jenerik Harp Oyununa yönelik hazırlıklar olduğu bildirilecek, bu konu ivedilikle özel kurye aracılığı ile Harp Akademileri Komutanına iletilecektir. Ege uçuşlarının sayısının artırılmasına yönelik olarak Komutan üzerinde baskı oluşturulacak, gerekirse sert önlemlerin alınması gerektiği her fırsatta ve her kademede Komutana söylenecektir”, diyor.

Aynen belgede belirtildiği gibi, Türk savaş uçaklarının 2000 yılında 440, 2001’de 950, 2002’de 3200 kez Yunan hava sahasını ihlal ettiği bildirildi. 2003 yılının son beş ayında ise ihlallerin sayısının 1530’a ulaştığı öne sürüldü.

Balyoz planının hayata geçirilmeye başlandığının bir başka önemli kanıtı da Hrant Dink cinayeti. Yine Gölcük’te bulunan bulunan belgelerde, aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu 19 kişinin öldürülmesi hedefleniyordu. Genelkurmay’ın ‘misyonerlik tehdidine’ karşı başlattığı kampanya sonucunda Rahip Santoro ve Malatya’da üç Hıristiyan öldürüldü.

Cumhuriyet Mitingleri’nde yapılan darbe çağrıları ve 27 Nisan e-muhtırası da Balyoz darbe planının bir parçası olarak hayata geçirildi.

Balyoz davasında bugüne kadar neler ortaya çıktı?

Balyoz davasının bu yazı hazırlanıncaya kadar yapılan 19 duruşmasında şunlar ortaya çıktı:

Balyoz darbe planında tutuklamaları eleştirenlerin en büyük gerekçelerinden biri de ‘delillerin toplandığı ve karartma ihtimali olmadığı’ savıydı. Ancak, 11 Şubat’ta tutuklanan 102 muvazzaf subay arasında yer alan Tümgeneral Ahmet Yavuz’un tutuklanmadan 15 gün önce arşivlerdeki tüm ‘harp oyunu ve plan seminerlerinin’ imha edilmesi talimatı verdiği ortaya çıktı. 27 Ocak 2011 tarihli emirde seminer ve harp oyunu adı altında yapılan eylem planlarının arşiv ve bilgisayarlardan imha edilmesi emrediliyordu. Genelkurmay bu konuya ilişkin açıklama yapıp belgeleri yok etme emrinin işleyişe uygun olduğunu açıkladı.

Balyoz darbe planı iddialarına ilişkin askerî bilirkişi Kurmay Pilot Binbaşı Ahmet Erdoğan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda hazırlanan planların ‘seminer’in çok ötesinde olduğu belirtiliyor. Askerî bilirkişi, raporunun sonuç bölümünde Balyoz Güvenlik Harekât Planı’nın sıkıyönetim uygulama esaslarının ötesinde tedbir ve faaliyetler içerdiğini belirtti. Planın hükümeti devirip devlet idaresine el koymayı öngördüğüne dikkat çekiliyor.

Balyoz darbe planının yer aldığı CD’lerle ilgili 15.03.2011 tarihinde internete düşen, 6 Aralık 2010’da Gölcük’te yapılan aramadan sonra kayda alındığı anlaşılan ve 1. Ordu Askerî Başsavcısı Albay Bülent Münger’le beş askerî hukukçu arasında geçen konuşmalardan oluşan ses kayıtlarında planların sahte olduğu iddiasının gerçek olmadığı ortaya çıktı. Askerî bilirkişi raporu ile ilgili konuşmalarda, “Bilirkişi olan binbaşı gibi yeteneklisini hayatımda görmedim, ama adamı raporu nedeniyle kaydırdılar. Savcılar tarafsız askerî bilirkişilerle çalışabilse, ellerindeki mesaj emirlerinden darbe hazırlığını hemen ispatlarlar. Balyoz CD’lerinde var bunlar. Sen onları fark ettin. Yarın adamlar bir daha askerî bilirkişiyi dinleseler senin fark ettiğin şeyleri fark edecekler” deniyor. Ayrıca aynı ses kayıtlarında Balyoz darbe planının 12 Eylül darbesinin Bayrak Harekât Planı’na dayanılarak hazırlandığı belirtiliyor. Konuşmada şöyle deniyor: “Balyoz ile 12 Eylül planları örtüşüyor, üzerinden çalışmışlar. Ben size bir şey söyleyeyim mi, Bayrak Harekât Planı’nın bütün emirleri, daktiloyla yazılan bütün dokümanlar, binlerce doküman. 12 Eylül darbe planının bütün şeyleri CD’ye taranmış vaziyette… Süha Tanyeri 12 Eylül planlarını, diğer plan subaylarının haberi olmadan arşivden kendisinin çıkardığını itiraf etti. Bu, buzdağının görünen yüzü. Tanyeri’ye sorduk onu. Adam biz çıkarttık gittik arşivden diyor”.

Çetin Doğan, Gölcük Donanma Komutanlığı’ndan çıkan belgeler arasında bulunan ve komutanların türbanlı kadınların bulunduğu törenlere katılmamasını sağlayan, ‘Laiklik ve Cumhuriyet İlkelerine Karşı Son Zamanlardaki Davranışlar’ başlıklı emri imzaladığını itiraf etti.

Çetin Doğan, Balyoz’un 19. duruşmasında 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu’nun kuruculuğunu ve altı ay boyunca başkanlığını yaptığını itiraf etti.

Share.

About Author

Leave A Reply